Kağıttan fırfırla bir düğün pastası suratı.
Nasıl da olağanüstüdür adam şimdi.
Bir azize sahip olmak gibi bir şeydir.
Kanatlı başlıklarında güzel değil artık hemşireler;
Bu arabanın camı ardında
Mırlar dünya, içe dönük ve latif.
Ve ben karanlık elbise içinde ve suskun, bir parti üyesiyim,
Düşük viteste arabanın arkasında kayarım yukarı yavaşça.
Bu misket limonu yapraklarının doğal semizliği! –
Kiliseye yürür ağaçlar, budanmış yeşil bilyeler misali.
Papazın sesi, cansız havada,
Karşılaşır girişte mevtayla,
Gri gök siner, yeşil bir deniz gibi büklüm büklüm
Koşup gider uzaklara tepeler, saklayarak oyuklarını,
Bu oyuklar zevce düşüncelerinin beşiğini sallar,
Duyarsız, elverişli kayıklar,
Her şeyi anımsamalıyım,
çimen yapraklarını saklamalıyım,
ipliklerini hırpanî olayların,
ve metre metre dinlence yerlerini,
sonsuz demiryollarının izini,
acının yüzeyini.
Bendylaw’ın Boğası
Denizin önünde böğürdü o siyah boğa.
Deniz, o güne kadar itaatkârdı,
Kabardı Bendylaw’a karşı.
Artık beni imrendirmediğinde hayat,
usare ve asit içimde yükselmediğinde,
insan gibi insan dediğimde –
sakin yaşadığımda, kendim olma yolunda
kendimi eklemeyi
ve kendimi su gibi savunmayı öğrendiğimde,
En derin geceden konuşuyorum
En koyu karanlıktan konuşuyorum
ve gecenin sınırlarını konuşuyorum.
Eğer evime gelirsen sevgili dost,
bir lamba getir bana
Somut ve suskun olmalı şiir
Değirmi bir meyve misali,
Eski madalyonlar nasılsa başparmağa
Ahraz olmalı o denli,
İçimdedir şiir, kemdir, ecnebidir, belalıdır
ve nefret doludur; kavurucu bir ateşle yakar gecelerimi,
yanımdan geçip gider güruh halinde, bağırmaktan kısıktır sesi
sokaklarda meşaleli bir nümayişteymiş gibi.
Habistir şiir, nefret doludur, çatlatmaya çalışır




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla