ezanın Türkçe okuduğu yıllardı
kan kusar
ve veremden ölürdü insanlar
balo salonlarında fraklı beyler
ve sahnede bale yaparken hanfendiler
kuru ekmek için çırpınırdı fabrikalarda işçiler
ve aşk cennete de götürür cehenneme de
yürümek gibidir kıldan ince
kılıçtan keskin bir köprü üstünde
düşersen boğulursun çölünde
yürürsen aşarsın denizinde
tarif edilen her şeyden öte
gözlerin kan gibi damarlarımda
can gibi gezinirsin bedenimde
o son bakış ve o son hatıra
acılı, yürekli, sonsuz ve ebedi
sözlerin kutsal bir çağrı gibi kulaklarımda
yalan söylüyor
hiçbir zaman sevmedi dünya bizi
tutmadı ellerimizden bir öz anne gibi
en küçük hatalarımızı
görmek için bekledi
en büyük cezaları kesmek için
beden beden dolaşan sürgün ruhum
sende bulmuşsa huzuru
kim ne diyebilir ki
büyücü misali kalbime dokunan parmakların
tüm dertlerimi almışsa içimden
her gidenin bir yürek yarası vardır
vebadan da feci
karantinaya düşürür insanı
her gidenin güzel bir yalanı vardır
adım adım çirkinleşir
sevsem
tadar mısın
şiirlerin zehrini
asla yaklaşmadan
çok uzaktan bakar mısın
fethetmek istediğin ülkenin
rüyadasın
bak ki yıldızlar terk ediyor gökyüzünü
şöyle bir açıversen gözlerini
gecenin tan vakti
güneş senin için seninle doğacak
aynı kitabın
farklı sayfalarına yazmışlar bizi
bazen karşılıklı
bazen ardı ardına
sen bir şiirin ilk
bense son hecesinde
aşkı itiraf için
sol yanından
kalbi çıkartıp
göstermek mi gerekir
bir bakış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!