yolculukları hep sevdim
ama bu kez hüzün dökülmüş yollara
her adımda biraz daha yoksunum senden
biraz daha boğuluyor içim
biraz daha titriyor ayaklarım
güneşini yitirmiş dünya gibiyim
hadi yeni bir düş kuralım
yeni bir dünya kurar gibi
mutluluk dökülsün semalarından
çiçekler özgürce açsın
nehirler yağmurla dolup taşsın
yeşil yapraklı ormanlar hiç sararmasın
bu mutluluk sahnesini
tek başıma oynamalıyım
yansın ışıklar
yansın yüreğim
yalandan bir dünya kurmalıyım
acıdan gülücükler çalmalıyım
bırakmamalı insan sevdiğini
hani bulmuşsun bir kere
içinde çarpan bir başkası, ama sanki sen
sen o olmuşsun bazen
hani inanmışken buna
gitmemeli insan uzaklara
yokluğunu düşünmekten korktuğum
sen hep varsın
bir sır gibi yürekte saklanansın
denizde kaybolan ırmaklar gibi
bende çoğalansın
her aşkın bir nefret noktası varmış
işte tam da o noktadayım
ama ben nefret etmek istemiyorum
nefret insanı unutturmazmış
ben ondan nefret bile etmiyorum..
ilahi bir güzellik
nasıl yakışmıyorsa şeytanın lanet yüzüne
ve nasıl iğreti duruyorsa vefa
sahtekarın gözlerinde
hadi aldat kendini
bak ki aynalara
istanbul kadar uzak geriye dönmek
sonsuzluk kadar yakın şimdi yollar
bir gittim bir daha dönmem ebedi
ey nar-ı siyah
gecenin bir vaktinde soluyor güzelliğin
benim için bir hiç artık sözlerin
soğuk kış akşamlarında
beyaz karlar altında
kanlı can pazarında
biz kaybettik
özgür ülkenin tutsakları
ve biz, çöldeki kum taneleri
bu sabah anılar düşmüş peşime
hangi yaşanmışlığa baksam benim, diyemiyorum
mutlulukların özlemi, gözyaşının acısı
hangisini tatsam nefes alamıyorum
kaybedeceğini bildiği halde
tutkularına oynamış kumarbaz gibiyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!