benim için gülümse
inci gibi parlasın gözlerin
hani bir dert üzerine üzerine gelirse
acı ile yansın yüreğim
bilemezsin ne de çok isterim
iflah olmaz şu terk edip gitme arzusu
yok mu insanın içindeki şu garip yabancı
kalbe inen yumruk darbeleri ile kanlanan gözlerdeki
çaresizce yanan pişmanlık ateşi
ve aşkın, bir türlü silinemeyen o son bakışı
çiçek tohumlarım vardı
toprak yoktu
ne yana baksam çöl
ve bulutlar yoktu
çiçek tohumlarım vardı
çiçek tohumlarım vardı
toprak yoktu
ne yana baksam çöl
ve bulutlar yoktu
çiçek tohumlarım vardı
soğuk kış akşamlarında
beyaz karlar altında
kanlı can pazarında
biz kaybettik
özgür ülkenin tutsakları
ve biz, çöldeki kum taneleri
bu sabah anılar düşmüş peşime
hangi yaşanmışlığa baksam benim, diyemiyorum
mutlulukların özlemi, gözyaşının acısı
hangisini tatsam nefes alamıyorum
kaybedeceğini bildiği halde
tutkularına oynamış kumarbaz gibiyim
sen benim doğum günümsün
ilk kalp atışlarım, nefes alışlarım
sen benim ilk bakışlarımsın
sen benim doğum günümsün
gözlerimden dökülen ilk yaşlarım
bir veda sahnesinde kırılıverdi düşlerim
paramparça oldu gülücüklerim
kan kırmızı kanarken ellerim
damla damla ıslanıverdi gözlerim
bir veda sahnesinde yıkılıverdi düşlerim
bir hayvan tanıdım
sevdiği herkese veda etmişti
kelimeler denizinden o sadece bir damlayı
o sadece “el-veda”yı seçmişti
bir insan tanıdım
nefret ettiği herkese hoşça kal, demişti
bulutlar semadan
kalbine inmişti
gözleri yaşlıydı
yüreği yangın yeri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!