İnsanları Okurken Şiiri - Arzu Uschi

Arzu Uschi
125

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

İnsanları Okurken


Bazen bir çarşının kenarında oturuyorum,
kalabalığın içinden geçip giden hayatları seyrediyorum.
Kimse beni tanımıyor,
ben de kimseyi tanımıyorum aslında.
Ama yüzlerine bakıyorum uzun uzun,
gözlerinin içine,
adımlarının telaşına,
ellerinin ne yaptığını bilmeyen hâline…

Bir adam geçiyor önümden,
sanki dünya arkasından koşuyor.
Adımları hızlı, nefesi kısa.
Nereye yetişiyor bilmiyorum.
Belki bir işe,
belki bir eve,
belki de kendinden kaçtığı bir yere…

Bir kadın başını kaldırmış gökyüzüne,
gülümsüyor.
Bulutlara bakıyor belki,
belki sevdiği birinin mesajını düşünüyor.
Yüzünde dünyanın bütün güzellikleri var.
O an merak ediyorum:
Kim söyledi ona güzel bir söz?
Kim dokundu kalbine böyle?

Sonra biri geçiyor,
başını öne eğmiş,
gözleri yerde.
Sanki kaldırsa başını
hayat yüzüne bakacak.
Belki dün gece ağladı.
Belki kimse görmedi.
Belki de herkes gördü de
kimse dönüp sormadı:

"İyi misin?"

Ben işte bunları düşünüyorum
insanlara bakarken.

Bir yüzün ardında kaç hikâye var?
Kaç suskunluk,
kaç pişmanlık,
kaç "keşke" saklanıyor gözlerin içinde?

Cümlelerin arasını okumaya çalışıyorum.
Söylenmeyenleri…
Bir insan ne yaşadı?
Kimi kaybetti?
Kimi bekledi?
Kimi sevdi de söyleyemedi?

Ve daha acısı geliyor aklıma:

Bu insan kime ne yaşattı?

Birini ağlattı mı mesela?
Bir kalbi kırdı mı hiç?
Birinin gecesini uykusuz bıraktı mı?
Ya da hiç beklemediği bir anda
birinin hayatına ışık oldu mu?

Çünkü insan yalnızca yaşadıkları değildir.
Biraz da başkalarına yaşattıklarıdır.

Sonra kalkıp bir ormana gidiyorum.
Ağaçların arasında daha yavaş yürüyor insan.
Şehirdeki kadar acele etmiyor.
Kuşlar kimseye yetişmeye çalışmıyor.
Ağaçlar birbirinin önüne geçmiyor.
Hiçbiri, diğerinden daha çok güneş istemiyor.

Ve düşünüyorum:

Biz ne zaman bu kadar acele ettik?

Herkes yürüyor.
Herkes bir yere yetişiyor.
Herkes bir şey istiyor.

Huzur istiyor.
Mutluluk istiyor.
Sevilmek istiyor.
Anlaşılmak istiyor.

Ama kimse dönüp
kendi içine bakmıyor.

Huzuru başkasının cebinden arıyor,
mutluluğu başka birinin omzuna bırakıyor.
Sevilmek istiyor
ama sevmeyi unutuyor.

Dürüstlük istiyor,
ama kendi gerçeğini saklıyor.

Sadakat istiyor,
ama ilk fırsatta arkasını dönüyor.

Şeffaflık istiyor,
ama kendi hayatının perdelerini
sıkı sıkıya kapatıyor.

Hep istiyor…

Daha çok ilgi,
daha çok sevgi,
daha çok anlayış,
daha çok sabır…

Ama vermeye gelince
elleri boş.

Belki de en büyük yalnızlığımız bu:

Herkes anlaşılmak istiyor,
ama kimse anlamaya çalışmıyor.

İnsanların yüzlerine bakıyorum yine.
Kalabalık akıp gidiyor önümden.

Bir çocuk gülüyor.
Bir adam telefonda tartışıyor.
Bir kadın sessizce ağlıyor.
İki sevgili birbirine bakarak yürüyor.
Yaşlı bir adam tek başına oturuyor.

Ve ben hepsinin hikâyesini merak ediyorum.

Çünkü biliyorum,
her yüzün arkasında görünmeyen bir hayat var.

Kimi birini kırdı,
kimi kırıldı.
Kimi sevdi,
kimi sevgiyi hoyratça harcadı.
Kimi affetti,
kimi hâlâ affedilmek için bekliyor.

Ama kalabalık durmuyor.

Herkes yürüyor.

Ve bazen düşünüyorum da,
belki insanlığın en büyük ihtiyacı
biraz yavaşlamak.

Birbirinin yüzüne bakmak.
Gerçekten bakmak.

Bir gözün içindeki yorgunluğu görmek.
Bir sesin titremesini duymak.
Bir cümlenin arkasındaki suskunluğu anlamak.

Ve bir gün,
birinin huzurunu bozmadan
kendi huzurunu bulabilmek.

Çünkü huzur,
başkasından alınacak bir şey değil.

Mutluluk da öyle.

Belki önce insan
kendi içine oturup
kendi kalabalığını dinlemeli.

Sonra çıkıp dünyaya bakmalı.

Bir çarşıda,
bir ormanda,
bir kaldırımın kenarında…

Ve karşısındaki insana
sadece bir yabancı gibi değil,

Kendisi gibi bakmalı....

Çünkü hepimiz
bir yerlerde yaralıyız.

Hepimiz birilerini bekliyoruz.

Hepimiz biraz sevgi,
biraz dürüstlük,
biraz sadakat,
biraz da anlaşılmak istiyoruz.

Ne tuhaf…

Herkes aynı şeyleri ararken,
birbirimizin elinden alıyoruz onları....

Ve ben,
insanları izlemeye devam ediyorum.

Belki bir gün
kalabalığın içinde biri durur.

Başını kaldırır.

Bir başkasının gözlerinin içine bakar.

Ve gerçekten görür onu.

İşte o zaman
belki dünya biraz daha az acıtır.

Belki de
insan olmak,

önce birbirimizi incitmemeyi öğrenmektir....

Arzu Uschi
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 20:36:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Yusuf Saygılı
    Yusuf Saygılı

    İnsanları anlamak , zaman ayırmak ve konuşmak empatinin içeriğini oluşturan özneler ama bunu başaranlar artık kalmadı ! Çünkü sözde insanlar çıkarları varsa oralı olurlar çıkarları kalmamışsa başka birine yönelirler , o yüzden insan olmayı başarana denk gelmek mucizeyle eş değerde artık., yani etrafta orda burda gördüklerimizin iç dünyasını asıl gerçeklerini bilsek , insan kelimesi bile anlamını yitirir ! SAYGILARIMLA

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)