Bir çöp konteynerinin küf rengi hiyerarşisinde
Evler sönüyor, gözlerin o evlerin içindeki uykuyu emiyor önce.
Sokaktan alınmamış olmanın o paslı, o kekre ağırlığı
Bırakılmanın üstüne kirli bir yün hırka gibi biniyor.
Görünmezlik bir sığınak mıdır burada?
Gölgeler dev, gölgeler hiyerarşik ve koruyucu,
Gözlerini kapatsan, bir şair fırlayacak sanki o belirsiz köşeden.
Ah, o köşeden sonraki o kesik, o duraklayan boşluk!
İçgüdü dediğin, eski bir coğrafya kitabının yırtık sayfası,
Hatırlıyorsun o ilk çamuru, o rahimsi karanlığı.
Adımların artık birer kemik, adımların artık birer kelime,
Yürüyor ve dönüyorsun kendi gövdenin o loş kuytusuna
Bir solukta, bir kopuşta, bir tül eskimesinde...
Sonrası? Sonrası o muazzam, o leziz rezalet.
Hayat diyoruz buna, boğazımıza kadar ilikli,
Diz boyu bir varoluş humması,
Ağzına kadar çamur, ağzına kadar yıldız!
Yürü, sokaklar senin o geniş, o sahipsiz gövden,
Otur, kaldırımlar mülkiyetin dilsiz tasfiyesi.
Islan! Tanklar ki yağmurun en ağır metal versiyonudur,
Uyu, banklar senin yedi uyurlar mitolojin...
Kimse senin yüzüne çarpmıyor o mukaddes ekmeği,
Kimse göğsüne batırmıyor minnetin o sivri saatini.
Öyle bir çıplaklık ki bu;
Bir tahliye esrikliği, bir taburcu beyazlığı,
Bir terhis sonrası o ilk, o keskin sigara dumanı...
Mihnetin o dipsiz ve karanlık kuyusundan fırladın işte,
Yaşa! Sınırlarını delirtecek bir takvimle,
Düşüncenin o son, o tehlikeli peronunda,
Gülerek ve ölerek, durmadan vuruşarak kelimelerle.
İnsan mısın ki sen?
Haşa!
Sen bu sokağın en güzel imlasızlığısın.
Kayıt Tarihi : 10.06.2019 22:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!