Zamanın Ağlayanı
sel sele
bulanık hâliyle boyun büküp dağdan inen hınçlı bir çağlayan. kükreyip önünde ne varsa sürükleyip sesli bir ezgiyle ayaksesleri çıkageliyor. gümrah sulardan dökülen dilhunu daha çok kalabalıkların ağıtını doğuruyor. kalbi kırık çocuk gibi ağlayan oluyor bütün kızgınlıklara. içi ferahlatan yel bulup çağlayan ırmaklarca set kuruyor. el üşüyor yürek üşüyor mevsimler üşüyor toplanan ayazında bilfarz. bizse susmalara düşüyoruz elemle. kayıplar hazırlanıyor ve nefesi darlanan insan, ölümü ensesinde karşılıyor. her şeyin fazlası zararken damakta acı su taşıyan çabanın nefesi desek doğrudur. doğru- bilinç ve şuura ulaştıran hayat güzeldir oysa.
zelzele
Zamanın Azlığı
zamanın azlığında su gibi çağın insanı hep dert üzerine yandı. nasıl ki anakronik algılar silindir ettiyse maziyi, kendisini de hep ihmal edendir. bu rafine edilmiş konsantre doğası kavgayı bulana kadardır. semptomlarda eğreti duran elemleri zerk edip kendine, süspanse fikirlerle savrulandır. felaketlerle yol ne meşakkatlere kaldı söyle. savaşlarca deşilen dünya iyileşmez uzunca bir zaman böyle. canlı avurtlarını şişirip hep bir günah keçisi aramak büyük bir hüsnü zandır efendim.
dört başı mamuru geçtik, sırtı pek karnı toku yakalamak asıl derken kirleniyor- dünya suyu, havayı kusuyor öyle. gül tarhları azaldıkça kısaldı. insan bu "tahtlarını yitirmiş krallar" * gibi ortada kala kalacak. dert gibi bir ders ilk önce diplerine erecek. kimine uçurum kenarı kimine zirveler verilecek mümkünattayken. kanlı kumaşlardan takım elbiseler mi çıkaracak baklayı ağzından bu söz sonuçta kendisiyle kalabilmenin paydaşı olacak. ağrı başını almış büyüyor kalbi yanıbaşında tekleyecek efendim.
Zamanın Çağırdığı
hayatı arzulara gömen insan, kayıp zamanı gıdıklayacak elbet
sen, ey küfesini kuyulara daldıran fani, ayaza düşmüş dallarınla
sakit yanların gördün mü? vakti bekleyen gecikme sandığın
sancılı dava kuvvetindesin ya da bir inci avcısı münasipliğinde
Zamanın Çizikleri
Dilli Dibek
bir şövalye ruhu kaynar kazan herbişey. yaşamak buysa sonuçta yaşadığımız pervanelerden belli gerçek. çalkantıyla yolunu çizip kıvrım kıvrım gerçeğine dökülen ırmak misali. boşa lakırdı boşa söz ölümlülerle eksilecektir. ne varsa bereketli iç vurgunluğu, toparlanmak o kadar ağır ki. dara düşecektir elbet çok sesli kahkahalarla yutkunarak. bu gün veya yarın kendini bulacaktır ya. dünyanın her an çevgeni elinde duruyor ha vurdu ha vuracak derken, uslanmaya hiç kimsenin niyeti yok. uğuldayacaktır elbet ölümü cebinde taşıyan. bulutlara değmeyecek başı sonuçta küçük bir habbe kâinatın başında da olsa. bilmemiz gereken sesi değil sözü yükseltmek insanı tekâmüle taşıyacak gerçekte. her şey geçicide olsa, nefsani de olsa söz göreve amadedir. söz ile berhayat oluyor bakarsan dil ne yapsın o zaman söyle.
Zamanın Farkı
nasıl ki farkları, mikyaslar doğuruyorsa
aya, mevsime böldükleri güneş ve ay gibi
ânın daha küçüğü mahdut zamanlarımızda
yıkılıyor çam, camekandaki süs titriyor
Zamanın Gereği
Mabet
sınıfsal bir özgürlükte var olan insan, birlikteliği ve biriktirmeyi çağırıp kendi özgürlüğünün alakası yapıyor. ringdeki dövüşlerin hem kazananı hem de kaybedeni olurken ahlak ve vicdan terazisinde tartılan kazanıyor sadece. hoyratlığı dizginleyip bihakkın şükrediyor. ruha, bedene ve özgürlüğe ram olan insanı muhkem saymanın yanında bahçe sahibine teşekkür ediyor. haddi aşmama, irfani haslete çağırıyor. düzene sokabilme önceliğiyle bütün açıkları teyellemek, cami ve okul, terbiye ve terakki, tembih gerektiriyor. herkes imanından memnunken, nasip, güzel fayda ibadet, kale ediyor.
Zamanın Hesabı
istediğin hayalden başlatmıyor sonuçta hayat
ipek tuşeli yanılsama, sukutu hayale uğratan
yaşattığı cürmümeşhut ve bitesiye israf
Zamanın Kaskatı Hâline Müptela
kuyu
bilmem kaç türlü yüzü var zamanın. turşu satan bir benzi de taşır, gülücüklere boğulan bebekleri de. can pazarlarında alımlaşıp vadelerle borçlanılandır. sızılarca dövülüp kemiklerce çarpa çarpa gelendir. müptela olmuş muharrikin gibi daim kaçırdığı. bu mahzunluk çok anlamlı geliyor belki tabloya ama rezillik bu eşek kulaklı midas gibi ders veriyor hayata haberiniz ola. meğer ne müşkül işmiş yaşamak böyle prangalı ha bire oyalanıcılarla vakit öldürmek. sadece biz bize dünyevi ligde oynayıp eli bağlı salmaya yetmiyor zamanı.
yük
Zamanın Paydaları
Niyet
her sabık and zamana düşülen bir şerh gibidir. ders almak gibi bir öğreti taşıyacaktır. kim tekfir edilir belli değil bu zamanda ama hareketi düşünce belirleyecektir, nasıl olsa her uhde zekasını izhar edecektir böyle. bellekteki sis bulutu mazi ile gelecek gelgitleriyle dağılıp oyalanacaktır. kir tutmamaya niyet edilecek ama genellikle kirlenilecek. hesaplar, amellere giden yolda bihakkın görevini yerine getirecektir. azık misali bu bir hazırlık raddesidir. fal oku çekmek gibi bir şansı da güdüleyecektir bir taraftan. zandan fiile geçen en kestirme yol da niyet edilecektir.
Ülfet
Zamanın Rengi
bilirsin, zamanın bekleyeni çok
kuytu alan yüreği tortulayan
özgür belleğini doldurur bahar
mıdır yeşil fistan çipil dalların




-
Metin Solak
-
Mustafa Yanık
-
İrfan Yılmaz
Tüm Yorumlarİlkay bey Tebrikler derin dizeler.
slm
ilkay abi ben mustafa belkı hatırlamassın nasılsın abi
hepside birbirinden güel abi allah hayırlısını versin
Sayın İlkay Coşkun kardeşimiz antolojide tanıdığım gönlü insan sevgisi ile dolu, sanat ve edebiyatın yanında yer alan müstesna bir kişiliktir. Kardeşimi tanıdığım ve eserlerini zevkle takip ettiğim için şanslı ve mutluyum.
Şiir, şair, edebiyat ve sanata katkılarınız için tebrik ve teşekkürler ...