Ben, duyan sağırlara, gören körlere inat,
Sevgi ile muhabbet ile insanların gözlerine bakıyorum.
Yüzüm gülüyor ve Selam verip şefkat gösteriyorum.
İşte bundan dolayı suç işledim, kendimi ihbar ediyorum.
Ben, yalanın ayyuka çıktığı, sahtekârlığın sermaye olmasına inat,
Acımasız nefretler musallat olmuş, masum yürekler aciz
Nankörler türemiş, hainler çöreklenmiş bahtlarımıza.
Yalancı ümitler verilmiş aldanası, kandırmalar sudan sebep
Ve avuntularla oyalanmış niceler, saf idi bütün algıları.
İnanmalarımız, bir ümide bağlanır olmuşken çaresiz.
Özlenesi beklentiler, hadi şimdilerden içimiz kavrulurken.
Senli mutlu zamanlarımın hatıraları depreşti sevgili
İçime özlemler, yüreğime yumruk gibi keş keler çöktü
Şimdi daha çok anlıyorum, ne kadar çokmuş yapamadıklarım.
Üstünde ki, giysilerine kadar anımsar oluyorum, geçmiş zamanı
Ve neredeydin o zaman demeler başlıyor, kahırlar içerisinde
Pişmanlıklar başımın etini yerken, başıma üşüşüyor tüm anılar
Bir hicre yol aldı, ahuzar ile gönül
Peyma ne naçar oldu ahı vah ile Güzin
Gel meşk edelim hüzne dalmasın yüzün
Tez açtı Laleler, geldi bahar gitti hüzün
Bülbül güle dil şad oldu, gece gündüz avaz eyler
Merhaba, mahallemin seksek oynayan küçük kızı.
Mahallemizden, bir sürü sitemler gönderdiler, vefaya dair
Dün, çok seneler sonra eski mahallemize gittim.
Eskileri yâd edip, hatıralarla hasbıhal edeyim diye.
Hüzünlerim cebimde, vardım o eski mahallemize,
Bizler, büyüyüp gittiğimizden bu yana, ne kadar değişmiş.
Eylediysen, ahı vah ile cürmüne cefa.
Süremezsin aşkın meşkin de, muhabbet ile sefa.
Fitneyi hacete, ahkâm edip, eylemeyesin nazar.
İçine nifaklar çöreklenir, yer bitirir, sömürür azar azar.
Gönül cürmünde, bir tek sevmeye olmuş ise şaddan.
Akşamlar kacaktı, kaçaktı karanlıklar.
Çocuk çığlığıydı, içimde ki canhıraş bağırışlar.
Masumdu düşlerim, katledilirken hayallerim.
Yabancıydı yer ve mülteciydi şiirlerim.
Mısralarım da, ilticaya yeltenirken kelimeler
Eskiden, namı değer abilerimiz vardı bizim.
Hepsi şahsına münhasır, adı namından mütevelli.
Öyle ucuz, muhabbetlerin adamı olmazlardı onlar.
Saygıyı başına taç ederdi, üstelik bir o kadar yardım severdi.
Eskiden, namı değer abilerimiz vardı bizim.
Nedenlerdir aslında sebebiyetlerin senaryoları
Karşıma çıkışın bile orda olmam nedeniyle başlar
Nedenlerden doğar şiirler acılı acısız sebebiyetlere
Bir sebeple ordasındır acının ta ortasına denk gelirsin
Bazen sevinçler yaşarsın zincirleri koparıp atarsın acıların
Duygusallaşırsın bir gün bir sürü nedenlere matap olursun
Bir çay yaprağının yeşili kadar güzeldi nefize
Karadenizin akça pakça güzel nur yüzlü güzeli
Gözleri çay yeşili, ay parçası bembeyazdı yüzü
Alnına yazılan yazıya, bahtına düşen kadere razı
O çay yeşili gözleri, her daim şefkatten parlardı
Biraz mahcup, biraz mülayim olurdu, diğer öbür tarafı




-
Kardelen Tuba
Tüm Yorumlarselamlar.şiirleriniz harika.ben kitapçı kız! ...