Her güzün yılkı koşardık kağnılı değirmenlere
Oraktan kaçardı dam üstünde tek tük çiçekler
Koyunlara ikram ederdik pağaçların tuzunu
Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi sevdim’ kâinat projesini çizen Mevla; bilinmek istemesini,kendi yüzünü görmeyi dilemesi ile emsalsiz bir incelik ve hikmetle beliren tanımı olmayan kainatı saran aşk. Dikkat edilirse kainatta her yer aşk fışkırıyor.
Bir kelebek bile yeterli, bunu görmeye.
Varlığın hammaddesi, kaynağı, yaratılış sebebi ve dönüp geleceği son nokta yine aşk.
ayakların kalbimde gezinir
arada sırada toprak olurum
gülümsedikçe gözyaşlarıma
yanaklarımda inci bulurum
*
bambaşka havan var senin
Mizan-ı aşk yekûnu; bir bir icmal eyledim
Canana verdim canı, mecmuu ikmal eyledim
Aşk külfeti aşığın, maşuk gamdan beridir
Can gidip geldi berü, hakkım helal eyledim
Ne ezgi ne şiir ne bir masaldır
Ne de mutluluktur aşk dediğin şey
O benim benimle olan kavgamdır
Bir levh-i kelamdır aşk dediğin şey
Papatya yaprağı dursun dalında
Mizansen bir fail oldum; her cezaya müstahakım;
Hazmedilmez bu ayrılık, bu sürgün mü benim hakkım!
Af diledi dağlar taşlar, zerrey-i miskal-i bendedir
Şulende yanar dimağlar, zayi olmuş gider aklım,
Aşkın mekanı dünya. Cengiz Aytmatov öyle diyor; bedensiz aşk olmaz, öyleyse dünya olmadan, hayat olmadan da aşk olamaz; yaşamın ve dünyanın önemi burada başlar işte;
Peki hangi aşk bu? Onu bilemem, o senin bileceğin husus; ilahi mi, beşeri mi, mecazi mi, gerçi, hepsi aynı kökten gelir ama. Değerlendirme ve seçim özgündür.
Dünyadaki bütün yaratılmışlar bu dünya içindir, nebatat, hayvanat, dağlar, denizler, güneş ve yıldızlar; insan dışında akla gelen her şey; bu dünya için yaratılmış, dünya ile var oldu, dünya bitince de bitip gideceklerdir. İnsan; insan hariç; insan dışındaki bütün canlı, cansız varlıklar gibi yok olup gitmiyor.
İşte tam burada inanılmaz, bir efkar, bir his huzmesi durup dururken sararda sarar insanı.
Yalnız kalma yalnızlık bir yarım cümle sanki
Yalnızlık okunmamış açık bir mektup gibidir
Aşk arzunun ötesinde bambaşka bir yerde
Şimdi ardından saygıyla sürünecek bu şiir
*
Dudak boyası gibi gülünce dökülen sözle değil
Aşk kapısında beklerim seni
Cennete girecek eşiğe benzer
Türküden türküye sallarım seni
Açılmış kollarım beşiğe benzer
Aşk zehirli şifa; izahı yoktur
kalbinden düşerek ölen oldu mu hiç
yağmurda ağladın mı gizlenmek için
bıldır yağan karların altında çürümüş




-
Ahmet Vural
-
Hasan Turgut
-
Naime Özeren
Tüm YorumlarBütün şiirlerinizi de zevkle okuyor takip ediyoruz..sizin siiire olan tutkunuz okuyucularınıza da sirayet ediyor ve şiiri sevdiriyor.İlhamınız gani kaleminiz daim yazar olsun.Sizi tebrik ediyorum.Saygı ve sevgilerimle...
Sizi sarıkaya şiir söleni de tanıma ve şiir kitabınızı okuma fırsatım.oldu çok değerli ve çok kaliteli bir kişilik ve ruha sahipsiniz değerli üstad adıma imzalamış olduğunuz SIR SIZINTISI hala baş ucu kitabım olarak manevi bir degerde ..selammsaygim dualrimla değerli kalem
Bu, muhteşem bir şiir değerli dost.Sır, gizdir. Bir zerresi bile sızsa artık sır olmaktan çıkar. Ama iyi ki sızmış ta dizelere dökülmüş, bizlere kadar ulaşmış.Sanki, ustalar yazarsa işte böyle yazar diyordu şiir, okurlarına.Kutlarım güçlü kaleminizi ve yüreğinizi...Diğer şiirleriniz gibi bu şiiriniz ...