LEYLA İLE MECNUN
Dicle boylarında böğürtlen, çörek otu, ıtır çiçeği toplayıp etek etek, papirüs (kağıt) imalatı ile geçimini sağlayan ailesine katkı taşıyordu Leyla,
Leyla’nın annesi, papirüs imalatı için yaktığı kazana kızının toplayıp getirdiklerini usulünce karıştırıp, kaynatır sonra da ilgili kalıplara dökülerek papirüs imal edilir, satar böylece bir parça ekmek yerlerdi.
Leyla, Kays’a olan ilgisi nedeniyle ailesi tarafından okuldan alınmış, annesinin dizinin dibinde ev işlerine yardım ediyor, Dicle vadisinde gün boyu çiçek topluyordu.
Leyla; torba torba getirdiği çiçekleri; annesinin altını yaktığı, kaynayan kazana atarken; attığı böğürtlenlerin çoğunu ısırıp kazana atardı, attıkları papirüs olunca şayet Kays’ın eline geçerse dudak izlerini okur diye.
Yumruğumuzun altından
Fırlar giderdi soğan cücüğü
Taşa serilirdi bizim çıkınımız
Muradımızı alırdık ayak üstü
Kuşlar toplardı kırıntılarımızı
Tam da sardım gidiyorum yükümü,
Aldım alacağımı, bende yer kalmadı lili
*
Bir ara teşrif eyle, anlatayım öykümü
Bu sevdalar, ayaküstü anlaşılmaz lili
*
Gözlerin şulesi yeterdi bana
Acep biz niye böyle olduk Lili
İnsanlık uzak düştü insana
Acep biz niye böyle olduk Lili
Birlikte açardık kollarımızı
bulut kara,kar beyaz
kara koyun sütü gibi
kimi diyor kar yağışı
kimi diyor aşk serpişti
limon ekşidir ama
çiçeği hep kar beyaz
göz çukurlarıma böyle birikmemeliydin lore
kavuniçi ayrılmazdı teninden
ıslığımın altında biriken giysiler
birlikte söndürürdük şehrin lambalarını
şimdi delik deşik
gönül damına atılan papuçlar
bedenden çıktığım hür bir zamanda
kavlin mürekkebini karıştırıyorum
kalbin demirlediği firuze bir limanda
lüleyza ile yüreğimi barıştırıyorum
/
aşka beyaz ışık çiselerken yıldızlar
kıytırık bir nikah kıymış olduk hayata
alnımızda ölümsüz bir yazgı taşırız
ve kıyasıya bir sevda girdi aramıza
gül ekercesine ellerinle döşe kalbimi
yolculuk benim ayrılık senin olsun Lüleyza
*
RİNT BİR ŞAİR: İLHAMİ BULUT
Bu gün size, bu gazetede en az bir yazılı eseri bulunan ve Elazığlı olan yazar ve şairleri “Elazığ Kalemleri” başlığı ile yazan şair İlhami Bulut’u anlatmaya çalışacağım.
“Her edebiyatçı biraz şair, her şair de biraz rinttir” diyor işin erbabı. Yani şiirle meşgul olan her şair kendisini adeta şiirin içinde kaybolmuş (şiir olmuş) bulur. Aslında bu şiirde kayboluş da biraz mistisizm değil midir? Mistisizm yalnız dini alanlar için kullanılmaz. Ruhun yöneldiği, zevkle uğraş verip temaşa ettiği her uğraşı esasen mistisizm değil midir? Yazanla yazılan arasındaki bu enteraktif ilişkiyi edebiyatın, belki şiirin dışında pek bulamayız. İlhami Bulut belki de bu cümleyi ispat sadedinde; “Bu aşkla / yanarken diri diri / Ölümü öldürmeden / Bir çuvala giremeyiz bu aşkla.” diyor.
Derin derya bir gönül ! İlhami Bulut
İyi ki üstadım ben ! Sizi tanıdım
Kendisi yağmurdur, soyadı Bulut
İyi'ki İlhami üstadım, sizi tanıdım
***
Sohbette Okyanus ! Sözlerde derya




-
Ahmet Vural
-
Hasan Turgut
-
Naime Özeren
Tüm YorumlarBütün şiirlerinizi de zevkle okuyor takip ediyoruz..sizin siiire olan tutkunuz okuyucularınıza da sirayet ediyor ve şiiri sevdiriyor.İlhamınız gani kaleminiz daim yazar olsun.Sizi tebrik ediyorum.Saygı ve sevgilerimle...
Sizi sarıkaya şiir söleni de tanıma ve şiir kitabınızı okuma fırsatım.oldu çok değerli ve çok kaliteli bir kişilik ve ruha sahipsiniz değerli üstad adıma imzalamış olduğunuz SIR SIZINTISI hala baş ucu kitabım olarak manevi bir degerde ..selammsaygim dualrimla değerli kalem
Bu, muhteşem bir şiir değerli dost.Sır, gizdir. Bir zerresi bile sızsa artık sır olmaktan çıkar. Ama iyi ki sızmış ta dizelere dökülmüş, bizlere kadar ulaşmış.Sanki, ustalar yazarsa işte böyle yazar diyordu şiir, okurlarına.Kutlarım güçlü kaleminizi ve yüreğinizi...Diğer şiirleriniz gibi bu şiiriniz ...