birden çiğ çiğ düşer yüreğine
çekik bakışlı hışımlı bir mazi
göz edip geçer bakış altından
soluklu bir yamaca yumulursun
sessizce içten içe kolaçan eder
ay ışığını omuzlayan dere sesi
,,suyu ısındı bu dönencenin
çekip gitsem mi
acep
/ilişip/kuzey rüzgarın sol kanadına
hani diyorum birden
olsam bile çok yorgun
Şiirin her satırına mısra diyoruz.
Demek ki, mısra olması için şiir, şiir olması için de mısra gerekmektedir.
Mısra; kelime anlamı olarak, çift kanatlı kapının tek kanadı anlamına gelir ki; beyit biriminde çift kanatlı kapıya dönüşür.
Mısra aynı zamanda dize olarak ta; ifade edilir.
Cümle ise; bir ifade, soru, ünlem veya emiri dile getiren; sözcükler dizisidir.
Edebiyat lortları; Türk şiirinin başlatıcısını Yunus EMRE olarak telakki ederler, ben de bu kabule gönül rahatlığı ile iştirak ediyorum. Her ne kadar kronolojik olarak daha önce Ahmet YESEVİ ve sair şairlerimiz varsa da;
Türk şiirinin ana gözesi Yunus EMRE’dir.
Öyle ki; Divan Şiiri, Halk Şiiri, hatta; Saz ve Aşık Şiiri, topyekun Yunus EMRE’den neşet etmişlerdir.
Yediyüzküsur yıldır şiirimiz bu akışla seyretmektedir. Tabi bu mecrada zaman zaman debi ve rejim değişiklikleri olmuşsa da, temelde Divan Şiiri de dahil Türk Şiiri karakterini taşımaktadır. Şiir evrenseldir ama aynı zamanda genetiktir de, Divan Şiiri’nden tutun günümüz şiirine kadar; şiirimiz sayısız kıvrım ve kavisler almıştır.
Bu akımları ömrümüz vefa ederse dilimizin döndüğünce zaman içinde ayrı ayrı tadat etmeye çalışacağız; şu kadar ki Tanzimat döneminden şimdiye deyin çok sayıdaki şiir akımları baklava dilimi gibi asla ayrılamaz.
Mezkur akımlara sonraki çalışmalarımıza değineceğiz;
Kınalı türküler söyler biz bize;
Dağ üstüne, dağı koyar giderdik.
Yarım ekmek düşer her birimize;
Acı bir soğana, dolar giderdik.
Ağır bir aydınlık düşerken aya;
elimi yıkadım artık şiirlerden
ve suyunu süzüyorum hasretin
bu ıslak aşkı kurulasın bakışın
Aç koynunu ey sevgili aşkınla sana geleyim,
Neşv ü nema bulup; biraz da ben güleyim.
*
Malül hale geldim, gönül kafesinde dura dura
Hal-i ahvalin sorup; bilvesile de; yüzün göreyim
*
Nuh Nebi’den arta kaldı
ters dönen bu değirmen suları
peygamber olsa dayanmaz
benim gördüğüm tufanları
***
Leyla’yı aşikar eden Mecnun
Aşkın mı tadı kaçtı benim mi yoksa;
Şimdi yağmaz oldu o sıcak o kırmızı yağmurlar
***
Ateşe sevdalısın sen
gel göğsüme yasla soğuk yüzünü
Kardan adam değilim ben
beni yıkamaz
çürük ağaç sesleri




-
Ahmet Vural
-
Hasan Turgut
-
Naime Özeren
Tüm YorumlarBütün şiirlerinizi de zevkle okuyor takip ediyoruz..sizin siiire olan tutkunuz okuyucularınıza da sirayet ediyor ve şiiri sevdiriyor.İlhamınız gani kaleminiz daim yazar olsun.Sizi tebrik ediyorum.Saygı ve sevgilerimle...
Sizi sarıkaya şiir söleni de tanıma ve şiir kitabınızı okuma fırsatım.oldu çok değerli ve çok kaliteli bir kişilik ve ruha sahipsiniz değerli üstad adıma imzalamış olduğunuz SIR SIZINTISI hala baş ucu kitabım olarak manevi bir degerde ..selammsaygim dualrimla değerli kalem
Bu, muhteşem bir şiir değerli dost.Sır, gizdir. Bir zerresi bile sızsa artık sır olmaktan çıkar. Ama iyi ki sızmış ta dizelere dökülmüş, bizlere kadar ulaşmış.Sanki, ustalar yazarsa işte böyle yazar diyordu şiir, okurlarına.Kutlarım güçlü kaleminizi ve yüreğinizi...Diğer şiirleriniz gibi bu şiiriniz ...