Öyle bakma bana,
Evet, biliyorum;
benim de kusurlarım var.
Zihnim kalbimin gerisinde kalmış,
Özlem, hasret ve yaşam
Hiç mi özlemedin sandın?
Ben senin gülüşünden ayrılalı
Dünya eski dünya değil artık.
Gamzelerinde güller açtı vaktiyle,
Teninde bir cennet buldum da
Çölüme Vaha Oldun
Dün akşam yağmur yağarken,
Toprak kokusunu, ruhumda hissettim…
seni hissettiğim gibi…
Uykuya daldım…
Dipteyim,
Enderinlerde,
Sendeyim,
Senden en uzakta…
Bir rüzgarda savrulan kırık zeytin dalı gibiyim..
Gel,
Eğer kırılacaksa kalbin,
Yaşamadığın bir acıyı yaşatacaksam sana,
Ben yok olmaya razıyım.
Ben yeterince acı çektim,
Sen çekme.
Git,
Göçebe hayatınla bir oldum,
Ne aile bildim seni, ne de yâr.
Söyle, hangi rüyana düştüm ki,
Alıp da savurdun uzaklara?
Ben seni yaşarken soluk soluğa,
Martılarım var benim,
Bir güneşim, bir gölüm, birde gökyüzüm var benim.
Tenin, ne güzel benlere sahip…
Sende olan benler…
Kırkı bulmadım daha,
Ama yok olmuşçasına yol aldım,
Sanki bir adım sonrası yok.
Görsem, ileri de cennetini,
Dokuz değil bin dokuz köyden kovulmaya razıydım.
Aşıktım lan ben sana,
Yaşanmaması gereken duyguları yaşadık,
çoğu acı veren…
oysa bir damla mutluluk istemiştim.
geriye kalan yıkıntılar,
gözlerinle görmediğin ,
kulaklarınla duymadığın yıkıntılar…
Bir yanım sıcak, bir yanım buz…
Teşekkür ederim…
Ne olursa olsun kabullenmiştim seni,
Tüm geçmişinle…
şu an yalanda söyleyebilirsin, geçmişini inkar ederek,
anlarım seni…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!