Sırtımı yaslandığım,
Arkasını bilmediğim
Bir duvardayım.
Gerisinde muamma,
Kuytusunda ölüm,
Aradığın mutluluğa koş,
Dünlerini geride bırakıp,
Beklenen yarınlarana,
Sen bu günden koş.
Bitmesin içindeki umut,
Aşk ile yanan narları, kimler söndürecek?
Dağılmış olan narları, kimler toplayacak?
Kimin elleri allanıp, kimlerin ki kanlanacak?
Ekşi tadına kimler bakıp, kimler katlanacak?
Aktıkça narın gözyaşları, onu kimler silecek?
Nar çiçeğim
Sen açarsan
Ağlamayacağım
Söz güleceğim
Nar çiçeğim
Ekmek arası balık olmak mı?
Büyük denizlerde yüzmek mi?
Olta ucunda olanın dili yoktu!
Yakalayan balıkçıya sordum?
Avladığım, balıklara bağlıyım!
Gözlerden akan,
Ayrılık yağmurları,
Baharın bereketidir.
Kaybedilen umutlar,
Denizleri bekleyen,
Sen bakmaz diyorken,
Kem gözlerden sakındım.
Sen görmez diyorken,
Gözüm kimseyi görmedi.
Sen sevmez diyorken,
Senden başkasını sevmedim.
Kavuşmak için ellerimiz,
Ayrılmak için ayaklarımız,
Karar vermeğe çok istekli,
Hevesli akllarımız varken,
Düşünceli başlarımızı biz,
Neden ellerimiz arasına alırız?
Güneş değmiş bir cesette sen hafif bir gölgesin.
Sana yer göstersek sen onu da beğenmezsin.
Pahada ağır siklette hafiften de çok hafifsin.
Günahsız geldiğin o yere, sen nasıl döneceksin?
Sen susup da yolumu beklerken,
Ben sensiz burada ne yapardım?
Haberin yokken gözümdeki yaştan,
Ben sabahlara kadar ağlardım.
Ey yar, insan bir kerecik aramaz mı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!