Söylenecek onca güzel sözlerime,
Yazılacak onca değerli yazılarıma,
Rağmen, yalnızlığa ram olmuşken.
Yaraya melhem olsun diye değil,
Ağlarken, teselli versin diye değil,
Bahçeye gonca gül olsun diye değil,
Gençlerimiz yaşlılarımızı anlayamaz,
Saçlarının akı önlerine düşmedikçe.
Erkeklerimiz, kızlarımızı anlayamaz,
Babalarının ocağı el ocağı olmayınca.
Böyledir, davulun sesi uzaktan hoş.
Gün biterken saatlerde,
Umutla yaşayan ben,
Yalnızlığımı derin dalgalı,
Fırtınalı hislerimde aradım..
Yanaşabilecek bir koy,
Ah be Kasım!
Ne de sıcaksın.
Kış öncesi,
Yalancı baharsın.
Ah be Kasım!
Bu kadar alkış ölüm için mi?
Alkış için mi ölüyormuş İnsan?
Baş ucunda soğuk bir taş!
Ne yazıyor diye bir baksan!
Siz, yanacağınızı bile bile,
Aşk acılarına göğüs gerip,
Kor ateşlere atıldınız mı?
Siz, ayrılığı düşünmezken?
Gelmeyeceğini bile bile,
Sevgili bana beni sev diyor
Ben nasıl sevmeyeyim ki?
Ellerini yüzüme sür diyor,
Ben nasıl sürmeyeyim ki?
Açmış bana gönül kafesini,
Bakılmayana kucak aç,
Hor görünenlere görün,
Sen merhamet göster,
Düşenlere Allah yakın.
Herkesin bir derdi var,
Duymasam da,
Kulak bende.
Söylemesem de,
Dil bende.
Ummasam da,
Umut bende.
Kelebekler gibi,
Geçiyor ömrüm.
Bütün çiçekler,
Taze ve güzeldir.
Aklıma yazılan,
Beyaz papatya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!