Zenginlik, sofra kurmakla değil,
O sofraya oturup, gönül koymakla olur.
Zenginlik canla gelip geçici,
Paylaşmak ruha haz vericidir
Aşkın vuslatına teselliler ararken gönlüm,
Usulca süzüldü gökten kanatsız bir tüy.
Ruhuma değmesine ramak kalmışken,
Üfleyerek uzaklaştırdı rüzgarlı bir gün.
O bana dönmedem ben ona yönelmeliydim,
Martılar beyazdı,
Ben seni seçtim,
Siyah martı!
Denizler mavi,
Güneş sarı,
Neden suskunsun diyorlar,
İçimdeki sesi duymuyorlar.
Neden düşkünsün diyorlar,
Gönül yangınımı bilmiyorlar.
Gökyüzü önüme serilse,
Tesbih ipine dizer gibi,
İnsanları sıraya dizme.
Allah Bir, doğrul ve dikil,
Tevazudan gömleğini giy!
Her insanda bir nefes,
Her nefeste birer nefis.
Aklıma düşen yalanları,
Gönlümdeki İmanımla,
Aydınlat, Yüce Allahım.
Şimdi şuan şuracıkta boylu boyunca uzansam,
Üzerimden, bedenimden, yüreğimden geçsen.
Şuanda, biranda, aniden, hemencecik ağlasam.
Ellerinle yüzümdeki, gözümdeki yaşlarımı silsen.
Sırası gelince ortaya çıkar,
Beklenen müjdeli haberler,
Unutulmaya yüz tutmuşları,
Garda yatan trenler bekler.
Hazan mevsiminde uçarmış,
Tazemi taze simitleri vardı,
Hep küçük bir sepette taşırdı.
Bir çift ayakkabı içindi herşey,
Okuyup büyük adam olacaktı.
Yorgun simitçi bir çocuk vardı,
Sanmayın ki, aranızdayım,
Bir an bakıp, gülüp geçtim,
Sanmayın ki, aklınızdaydım,
Hatırınıza şöyle gelip gittim.
Size okunan bir masaldım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!