Eskiden evlerimiz cıvıl cıvıldı.
Sevimli yaramaz çocukların,
Seslerini, sobada kaynayan,
Güğümün ince sesi keserdi.
İnekler sütüm yok demezdi.
Düşler ülkesinde avare gezen yanım,
Kurduğu hayallerde tutsak kalanım,
Kimseye anlatmadan bitecek ömrün,
Kimse seni dinlemeden sona erecek.
Uzak yıldızlardan kement yap boynuna,
Kanadım kırılmadan,
Hayaline dalmadan,
Gözünden yaş olup,
Düşerim şimdi.
Aklına takılmadan,
Masum düşüncelerde
Tilki arayanlar gördüm
Meramımı anlatayım dedim
Karga güzel kuştur dediler
Yanlız gerçeklere sarıldım
Ben senin cümlene,
Öğe olamamış,
Kelimeler gibiyim.
Cümlendeyim ama,
Senin için bir hiçim.
Ne seni tamlayanın,
Kanmazdım şekerli şerbet ile tatmasaydım hayatı.
Doymazdım, belki de suyundan içseydim sadece!
Elden avuçtan kalanı, sararıp solduran acaba ne?
Üzerimden geçen, beni ezen kurulu bir zaman mı?
Nefes almak mı, hiç düşünmeden vermek mi zor?
Eflatuni bir rengi vardı, güneş görmemiş kalbimin.
Sevgilinin sitem dolu sözleri vardı uykularımı bölen.
Gecelerin mahremiyetini gündüzlere taşımıştı gözleri.
Şimdi anlaşılabilmek için ortaya çıkmanın tam zamanıydı.
Kalpte kalanlar, hep bu eflatuni geceleri bekler uyumazdı.
Bir haftada dört acı kayıp,
Dört tarafımı çevreleyen,
Aklıma gelmeyen bir soru,
Sonum banada yakın mı?
Bir haftada dört bayram!
En suskun hallerimi,
Benimle yaşarsan,
Söylenen her sözün,
İçimden döner sevgili.
Duygular saklanır,
Maksadın anlaşılmaz,
Bir kuş vardı,
Aşkı arayan,
Sadece rüzgar,
Bilirdi kalbini,
Hep yalnız uçardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!