Farzet, tüm baskılardan yılmışsın
Farzet, haksızlıklardan yorulmuşsun
Farzet, sığınılacak yer arar olmuşsun
Farzet, aradığını La Mekanda bulmuşsun
Kervan hareket etti, durma Hicret et yolcu.
Ne zaman, birazcık üşüsem,
Kardelenler geliyor aklıma
Açıyorlar karlarda çiçeklerini
Hiç yılmadan, hiç sormadan.
Ne zaman biraz hüzünlensem,
Ararsan beni eğer
Bugün 17 ağustos
Yıktığın gönlümün
Enkazı altındayım.
Sen beni burda unut!
Hiç unutmayanın,
Dağlar, taşlar, güller ağlarken,
Ben olup biteni seyre dalmışım
Aşk-ı Narına hazır Pervaneler gibi,
Yanıp kendimi hiç edememişim
İçimde yanan ateşle yavaş yavaş
Mum gibi eriyip kendimi bitirmişim
Dağlar, taşlar, güller ağlarken,
Ben olup biteni seyre dalmışım
Aşk-ı Narına hazır Pervaneler gibi,
Yanıp kendimi hiç edememişim
İçimde yanan ateşle yavaş yavaş
Mum gibi eriyip kendimi bitirmişim
Ben seni Allah'a emanet etmişim
Karalar bağlamışsın feleğin elinde
Üzülmez mi, üzülür taş kalbi olmayanlar
Ama, hikmeti var Allah'ın her işinde.
Her şeyin bir ağırlığı vardır!
Kimisi yumuşak pamukla bir!
Kimisi sert demirle bir tartılır!
Ağır olanı hafif olana tercih eden,
Demirin başına ne getireceğini
Hırsından hesap edemez!
Her şey yolunda Hülya,
Gidip hiç dönmeyenler
Unuttuğunu almak için,
Dönüp, tekrar gelenler.
Rüzgarlarını bekleyen
Göklerdeki gri bulutlar
İnsanda heyecan olmalı hey e can!
Önümüze girilecek kapılar gelir,
Arkasında bekleyen bilinmez bize ne vardır!
İnsanda biraz sabır olmalı hey e can!
Ürkek yürekliler korkulara kapılır...
Bütün hazırlığımız,
Varın, yok olacağı,
Yokun, yol alacağı,
Son bir merasime!
Kimin ne giydiğinin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!