Hasretin Yetim Kaldı
İHSAN YILMAZ
Koynumda sakladım yarın hasretin,
Geceler sustukça içim titrerdi.
Hatıraların Işığım Oldu
Biliyorum, bu kış çok çetin geçecek sevgili,
Hatıraların ışığım oldu,
Sensizliğin rıhtımına savruldum.
Bu mevsimde sık sık senle ilgili rüya gördüm,
HAYAT VE GÖZYAŞI
Hayat, seni sil baştan yaşayacağım... Hangi renklerle boyayayım seni? Hangi desenleri nakış edeyim?
Ve daha önemlisi ne kadar başaralı olabileceğim? Bu yeni bir başlangıç mı, hiç başlamayan bir başlangıç mı, hiç silinemeyecek bir geçmiş mi?
Kendimi kandırmaktan öteye gidemediğim gerçek bir ya-nım mı, kendimi aldatışım mı ?. Sen hayatımda hiç olmadın gibi davranabilir miyim?
Ne yazık! Hiç bir şey öyle söylendiği gibi kolay kolay sil bastan olmuyor. Zaman ve zaman zaman... Ne kadar kendi-ne söz versen bile, bazen dönülmez pişmanlıkların nafile zamanına denk geliyorsun. Kaç bininci randevuna geç kalıyorsun ya da bir türlü gelmiyor. Kendini, robotvari programlansan da, hiç bir şey senin kendine, ben hayatı şu şekilde ve yahut şu şekilde yaşayacağım gibi bir yön vermiyorsun. Yaşam, kimi zaman kendi yönünü kendi belirliyor; sen sadece izcisin... Takipçisin. Bütün ırmaklar denize dökülür, buna müdahale gücüm mü var? İnsan hayatının ne farkı var?
Hazan’da Üşüyen Kalbim
Sonbahar’da yapraklar savaşa tutuştu,
Gökyüzü sessiz, rüzgâr kırgın,
Seninle solduğumuz havada şimdi
Bir sonbahar kokusu, yorgun bir anı saklı.
Hesap Daha Kapanmadı
İhaneti gördüm…
Kardeş dediklerim,
Bir bıçak gibi indi sırtıma.
Ellerini tuttum,
Hoşçakal Sevgili Ülkem
Hoşçakal sevgili ülkem,
Toprağında bıraktığım çocukluk düşlerim,
Gökyüzüne emanet ettiğim umutlarım,
Sularında yüzdürdüğüm hayallerim sana kalsın.
Hudutsuz Sevdam
Aşk, her sınırı aşan, hiçbir engel tanımayan kudretli bir rüzgâr gibi eser yüreğimde. Ne mesafeler, ne toplumun keskin yargıları, ne de zamanın acımasız hükmü… Hiçbiri bu sevdanın karşısında duramaz. Senin gözlerine her baktığımda içimde kıyametler kopar, ama bir o kadar da dingin bir deniz olurum. Çünkü sen varsın, sesin ruhumu sarıyor, bakışların dünyayı unutturuyor.
Sana olan sevgim, Mezopotamya’nın binlerce yıllık tarihine meydan okuyan bir destan gibi. Burada aşk zor yaşanır; gelenekler, aileler, kısıtlamalar arasında sıkışıp kalır. Ama bizim sevgimiz, bu toprakların bereketli tohumları gibi, ne kadar taşlı topraklara düşerse düşsün, yine de filizlenmeyi bilir. Çünkü biz, yüreğimizi korkulara teslim etmeyen, aşkın gücüne inanan iki aşığız.
Huzur Arayışı
Bu dünyada huzuru aramak, belki de deliliktir. Çünkü huzur, aradıkça kaybolur, her köşede bir engel, her adımda bir yeni kırılma bulur insan. Bir ömrü tüketiriz, her bir gün yeni bir umutla başlarız; fakat zaman, sessizce geçer ve biz hala “belki” derken buluruz kendimizi. Bu arayış bir tür ceza, bir yorgunluktur aslında.
Kabullenişin getirdiği huzur ise, o yorgun ruhların derinliklerinde saklıdır. Dışarıdan bakıldığında bir teslimiyet gibi görünen bu durum, aslında içsel bir barışa, bir kabul aşamasına ulaşmaktır. İnsan, ne kadar dirense de, sonunda düşer; ve düşerken anlar, huzur aslında en derin noktada, vazgeçtiği yerden sonra gelir.
İçerim Yanıyor, Dışarım Serin
İçerim yanıyor, dışarım serin,
Görünmez yangınım, saklar derin.
Bir çift göz ararım, sanki bir yerin
Kıyısında kalmış eski bir sevinç.
İğde Kokusu
İğde kokusuna takılmış gidiyorum,
Hazirana yakın, Mayıs’ın bilmem kaçı...
Güneş usulca düşüyor omzuma,
Bir zamanın hatırası gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!