Farkında mısın, akşamlar daha erken iniyor şehre
Ağır bir yorgunluk çöküyor omuzlara usulca
Gençlik denilen o mağrur, o pervasız rüzgar
Uzak bir yabancı gibi kaldı hatıralarda
Meğer insan, bazı gerçekleri çok geç anlarmış
Şakaklarımda sessiz, sinsi bir beyazlık
Yüzümdeki çizgiler, kim bilir hangi dertli kıştan
Neredesin, bir zamanlar aynaları süsleyen çocukluk?
Çekilmiş gözbebeklerimden o masum ışık
Baktıkça tanıyamıyorum artık kendimi
Halbuki ne çok acele etmişiz yaşarken
Günleri, yetişilecek telaşlı bir tren sanmışız
Oysa sevinçler, demlenmek için vakit istermiş
Bir dostun sesi, bir yudum kahve kokusu
Huzur, o en küçük anların koynunda gizliymiş
Birer birer seyreliyor şimdi kalabalıklar
Sessizliğe bürünüyor artık telefonlar
Aynı sofrada ekmeği bölüştüğümüz dostlar
Kim bilir hangi şehirde, hangi yalnızlıkta
Şimdi onların yerine, eski hatıralar konuşuyor
Gökyüzü eskisi kadar mavi değil mi
Yoksa ben mi başka türlü bakıyorum ?
Her insan içinde biraz sonbahar taşırmış
Belli bir yaştan sonra anlıyorum
Yaprak düşerken, içimiz bu yüzden ürperirmiş
Gönül heybemizde kırık dökük umutlar
Biraz kırgınlık, biraz da yaşanmışlık var
Yine de sağ olsun bizi yoran o yollar
Yorulmadan menzile varılmıyormuş
Meğer her yara, bir hikmetin kapısıymış
Ve ölüm…
Adını anmasak da işte yanı başımızda
Sessiz bir yolcu gibi bekliyor vaktini
Bir gün herkes kendi derin sessizliğine varacak
Geriye birkaç iyi söz, belki hoş bir seda kalacak
14.Mayıs 2025 Çarşamba saat : 20:15 yazıldı.
Harun Akdağ 2Kayıt Tarihi : 17.05.2026 11:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!