Şimdi hangi yalanın konforunda dinlendiriyorsun o kirli vicdanını?
Ben sana göğüs kafesimi açmıştım
sen orayı darmadağın edip gitmeyi marifet saydın.
Vefayı bir yük sandın
sadakati ise bir zincir.
Senin kalbin, iyilikten beslenemeyecek kadar kâfir.
Sana dair ne varsa kustum bu gece
İçimde bir ceset gibi taşıdığım o vefayı da al git.
Sen ki benim masum sevdamı bir hiçe feda eden,
Kendi karanlığında boğulmaya mahkum bir mülteci...
Ben seni en çok kendimden sakınmıştım,
Oysa sen, en çok benden çalmışsın.
Adalet arama artık bu yıkık dökük şehirde
Senin imzan var her kırık kemiğimde.
ne sesim ulaşır sana, ne de bir hayalim kalır
İnsan, ektiği her zehirli tohumun meyvesini elbet alır.
Sana beddua etmiyorum, bu benim asaletim..
Ama mahşerde iki elim yakandadır, bu da vasiyetim.
Beni kaybettiğin o gün aslında kendini gömdün,
Sen en parlak ışıkken dünyamda
kendi ellerinle söndün.
Şimdi ne söylesem eksik ne anlatsam fazla
Sen vefasızlığınla yaşa,
ben ise bu onurlu yasla...
bende bir hatıra değil, bir ibret vesikasısın
İhanetin kitabında, en utanç verici sayfasın.
Yolların açık, vicdanın hep yaralı olsun,
Senin gibilerin nasibi,
sadece senin gibi vefasızlar olsun....
Kayıt Tarihi : 5.05.2026 15:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!