Renk cümbüşü maziden,
Hukukumuz var eskiden.
Nil veyahut Tuna'dan,
Akan su gelir rahmandan.
Bütün korkum ihsandan,
Ya kardeşim gel, gör bizi,
Resulullah'ı özleme düştük.
Kalplerde mıh gibi,
Ümmetinin resul'e özlemi.
Fikirlere şifaydı,
Nadide idi ondan kelimeler,
Hayrandı ona tüm müslimler.
Yoldaşıydı onun müminler,
Onun sesiydi hakkı bilenler.
Bir rıhtım ki soluk denizin kenarında,
Kaybolmuş ruhlar var sanki.
Bu rıhtım ev olmuş gibi kendini arayanlara.
Belkide bir şaire, anlam arayan yolcuya.
Denizi izleyenler göze çarpıyor,
Bir ilkbahar sabahı,
Gonca gonca zambaklar.
Umut saçıyor etrafa,
Neşe bekliyor sanki bizden.
Ben ise kalkamıyorum,
Şair bana yaz dedi,
Kalemi kağıda bas dedi.
Kalem kağıda değince,
Devamı gelir dedi.
O gün yazmaya başladım;
Şair bilgili kişidir,
Söze ahenk katandır.
Kelime hamurları ile oynar,
Sanatını ortaya koyar.
Ama bu yaratıcılık değildir!
Cihatta onlar saf aldılar,
Vatan için canı yok saydılar.
Güneş gibi parıldayan alınları,
Bir kere dahi korku ve dehşeti sezmedi.
Onlar aziz şehitlerdir,
Ben sesimi duyuramıyorum,
Bağırsamda duymuyorlar.
Gözleri boyanmış sanki,
Dünya'ya aldanmış hepsi.
Allah'ım yaşamak zor geliyor,
Anneye şiir yazılamaz ki,
Anne'nin kendisi şiir zaten.
Allah'ın nurudur anne,
Şefkatin vücut bulmuş hâli...
Yemez, sana yedirir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!