Sen ki memleketime laf edersin;
Dilin uzun ya, kimlere bedelsin.
Avrupa ya, dilinden düşürmezsin,
Yalnız senin belden hoş değildir.
Huzur verir benim memleketim;
Bir kitap al eline,
Oku onu keyiflice.
Sakın yerinden kalkma!
Sıcak çayını yudumla.
Sayfalar yavaşça akarken,
Bu bir ilk,
Belki yeni bir başlangıç;
Belki de anlamsızlık, vâroluş.
Bu nedir? Ne için?
İnanmakla biter mi?
Noelbaba peşine düşen çocuklar,
Ağaç süsleyen insanlar...,
Dini değersiz sayanlar,
Bu mu bizim halimiz?
Cahile ilim öğretmek,
Acı biberden de acı imiş.
Belkide şekerpare;
Velhasıl, daha tatlı imiş.
Cahil anlamaz,
Cenk vakti geldi şimdi,
Kılıç aldı nice yiğit.
Fetih vakti geldi imdi,
Edilsin şimdi doğru teyit.
Şafak söker ya şimdi,
Gayrı kainat huzurunda,
Peygamberler yolunda,
Hazreti Musa'nın komşusuyla;
Ben Cenneti isterim, O'nu dilerim.
Dilin imanı yeter mi cennete girmeğe,
Şu kalp acıyor ey insan;
Kudüs diye, Gazze diye.
Elbet zulüm bitecek olsa da
Dayanamıyorum ben!
Benzin sapsarı olmuş, soğuk mu esti yüzüne?
Yüzündeki o umut nerede, göremiyorum.
Yüzün gülerdi senin, hüzün aranmazdı hiç,
Lakin şimdi neden durgun bulursun kendini?
Biliyorum, soruları sevmezdin sen,
Don Kişot misali,
O benliği arıyorum.
Bulamadım hâla,
O mükemmel kişiliğimi.
Mizan terazisinde haklı çeken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!