Duvarlar dargın,
Suskun bakıyorlar.
Dilleri yok belki ama,
Benimle konuşuyorlar.
Ah o gri renkli duvarlar,
Nice berbat, azıtmış insandan,
Güneş batınca,
Hüzünleniyor içim.
Gökyüzü kararınca;
Evet, bundan için.
Bende batıyorum sanki,
Göz görüyor, kulak duyuyor.
Peki neden, senin için uyuyor?
Olacak olan elbet bir gün oluyor,
Zalimin ceza günü pek yakındır.
İnsan olan bildiğinden mesuldür,
Yolda yolcu olan benim,
İniş çıkış bilen benim.
Hak yolunda koşan erim,
Şehadeti isteyen de benim.
Elinden geldiğince yedir içir,
Soluk duygularım,
Bitmiş ki umutlarım.
Kalmamış dermanım;
Çare arar, dururum.
Silik renkler göz önünde,
Geçen bir dosttan hayal etmesini istedim;
Ciddiye almadı beni, ağlamak istedim.
Hayal her durumda umut verir felsefeme,
Hayal etmeyi nasıl yok sayabilir?
Kırgınım hayalsiz olanlara o gün bu gündür,
Vakıf olan her ilime,
Sanata, dine ve bilime.
Emek nedir bilene,
Hayatın anlamı verilir.
Her daim çalışana,
Yaldızlı kadere inanmak mıdır,
Gönüllere dokunmak mıdır?
Ruhlara üflemek midir hayat,
Bu mudur hayatın felsefesi?
Hayatının baharı bir solukta geçmiş,
Solmuş bir yığın yaprak gibi mamafih.
Budur onun nacizane güz mevsimi,
En asili ve de hüzün dolusu belki de.
Eskileri düşünür birçok zaman,
Doğdun imdi zamanı,
Dünya artık mekanın.
Keşfedilmemiş cennet gibi,
Sanki vadedilen dünyanın.
Geldin şimdi bir yaşından,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!