Şimdi meydana beş köpek salın!!
Ve biri sizin köpek, 4 ü İtalyanların,
Fransızların, İspanyolların, İngilizlerin...
...
Ne beş köpeği etti mi size 17 köpek!!
Kim para kazanmak istemiyor... :))
Netwoking ne demek biliyor musunuz?
Merak etmeyin ben içindeyim ama bende tam bilmiyorum... Benim anladığım şu ki, ihtiyacın olanı internet üzerinden çeşitli networking sitelerinden almaya başla ve bunları sat! ! ! Kozmetik olur bu ya da giyim- kuşam ya da sağlık ürünleri...
Bekle dediği yerde bekleme,
Gel dediği dakka gelme…
Seni düşünsün o, sen düşünme…
Geç git şu köprüden…
Ayrılığa mı kavuşmaya mı gidiyorsun, bırak…
Gerisini, ilerisini, önünü, arkasını…
Kapının anahtarı !
Bu anahtarı durmadan çevirsem kapı aralanır mıydı? Peki, kapıyı tüm gücümle itsem…
Hayırdı, kocaman bir hayır…
Merhaba Sevgi Barış Dostluk şehrinin insanları...
Şunu unutmayın ki her doğan güneş yeni bir günün habercisi. Umutsuz olmak, mutsuz olmak ANCAK MUTLULUK İÇİN ÇABA GÖSTERMEYENLERİN HAKKI... Gelin sizinle bir şeyleri değiştirelim... Önce sorgulayalım, araştıralım. Sadece yaşamak için yaşamayalım.
Bugüne kadar bir fidan dahi dikmemiş olanlar varsa aramızda onların ilk işi yarınlar için bir fidan dikmek olsun... Gerçekten bunun yararını göreceksiniz...
10 yıl sonra Kdz. Ereğli nasıl bir yer olacak bilemem! Ama size 20 yıl sonra nasıl olacağını isterse yazayım… Bugüne bakarak yazacağım bunu… Bugün 20 yıl sonra Kdz. Ereğli nasıl bir pencereden bakacak, bakacağız bunu yazacağım içtenlikle. Ama baştan söyleyeyeyim, bir şeylerin değişmesi gerek! Ses çıkarmamız gerek bugünden 20 yıl sonrası için! Susanlar elbette biliyor ki susmanın bedelini ‘Gelecekleri’ ödeyecek…
Bir heykeltıraş düşünün. Belki her şeyi var elinde. Ve sevginin, aşkın, insanlığın, edebiyatın heykelini dikecek şehrin en güzel yerine, göbeğine… Maddiyat sorunu yok. Kendisini hazır hissediyor…
Kafasında hiçbir düşünce yok o yapacağı heykelinden başka! !
- Beyzadeler ne der, bakan ne der, vekil ne der, belediye başkanı ne der… Halk ne der… Bu heykel giyinik mi der çıplak mı der, ne der diye hiçbir düşünce yok… Bugün böyle bir heykeltıraş bulmak mümkün mü… Ama güzel ülkemde 20 yıl sonra neden olmasın…
- Bir şair düşünün. O tenezzül edip dinlemediğiniz son şiirini size yazmış iyi mi? Belki dinleseydiniz kendinizden bir hissiyat bulacaktınız. Belki hislerinize ne güzel tercüman olmuştu. Ama dinlemediniz ki… Okumak istedi kaç kere kulağınızı tıkadınız. Üstelik o sadece size değil, simitçi için bile yazmıştı… Belediye başkanı – Belediye başkanı onluca ona bile yazmıştı, nasıl bir belediye başkanı görmek istediğini. Sesini duyuramamış garibim. İşte 20 yıl sonra hayatta olursa alacak karşısına belediye başkanını, okuyacak şiirini. Hanımı bile dinlemiyordu gerçi bugün ya! Benim ki umut işte 20 yıl sonrasına…
Haliyle ya daha çok gerileyeceğiz ya daha çok ilerleyeceğiz. Biz vatandaşlar ya daha çok gerileceğiz ya artık rahat edeceğiz…
Bütün oyuncular, bütün yeşilçam'ı simgeleyen hemde, işte o bütün oyuncular O'nun öğrencileriydi... Bence!
Sen de gidince be usta kimimiz kaldı ki şimdi... Kim kalmak ister ki şu ucube dünyada...
Onu yazmaya güçte yetmez bir kaç güç birleşse bir araya gelse güçler de yetmez...
Bir: Kime yazmalı çok iyi biliyorsun. O seni duysun duymasın sen seslen ona. Bir gün boşa gitmeyecek bu yazdıkların. Birgün yazdıklarını sen okuyacaksın en son! Ve sen sileceksin... Başka kimse okumasın diye. Arılar bal yapacak! Karıncalar dünyayı versen dünyayı taşıyacak. Çiçekler açacak. Kaç kendini bilmez o güzelliklere bakmayacak, basacak! Kime yazmalı çok iyi biliyorsun, kim okuyacaksa gönül gözüyle, kalp gözüyle kim okuyacaksa kendime kendimden birşeyler bulacağım diye ona yazıyorsun. Ve o verecek hakkını... Ne güzel yazmış diyecek ya da bu satırları yazmamalıymış...
Ve kavuşacaksın çok istediğin için, çok kavuşmayı istiyorsan o yare. Ama sanma ki herşey eskisi gibi olacak. Giden günler var, kaçan fırsatlar, çekilen acılar var! Gözünü kapayıp o an unutacaksın her şeyi... Gece olacak kapayacaksın gözlerini. Ama sonra açacaksın ya ya da güneş doğacak güne açacaksın ya gözlerini, gözlerini gerçeğe açacaksın ya... Canlanacak nerde ne ölmüş varsa beyninin çöplüğünde!!!
İki: Yüreğin bir oyuncak mı. Küçükler de oynuyor, büyüklerde. Oyuncaksa elbet kırılacakta bir gün ve birgün birileri o oyuncaktan da artık sıkılacak. Hayır yüreğin en değerlin senin. Böyle oyuncakmış gibi oynamalarına izin verme, kırmalarına, değersiz bir şeymiş gibi onu kıymet bilmeyenlerin eline verme. Kıymetini bilenlerin eline ver. Ve illa vardır uzakta ya da çok uzakta sana ışıldayan. Senin için değil herkes için doğan güneş gibi güneşler vardır.Evet çok uzakta. Ama güneş gibi sana değen!!
Bebek katilleri ağlar mı?
Bebeğin anne babası elinden tutar ve bebekte yürümeyi düşe kalka emekleye emekleye söker! Bu ülke bebek değil ki... :)) Kocaman adam! Ve hala altına bakılsın, üstü örtülsün istiyoruz. Hayır, hayır ülke önce kendisine gelsin. Halk uyanıkta bu ülkeyi bebek gibi görenler, bebek yönetir gibi yönetenler uyuyor sanki. Gün gerçekleri görme, gerçeklerinle yüzleşme günüdür.
böyle yazmışımı burada bir yazar arkadaşın yazısına yorum olarak...
Ve şimdi şu satırları da ilave ediyorum...
Yüreğin var mı Senin? (543)
Sevmek yürek işidir. Yüreğin var mı senin? Aşk tek tadımlık değildir. Bu yolda yüreğinle yürüyemiyorsan bacağınla yürüsen ne olacak…
Sevmek bedeli hayat olandır. Hayat sadece senden, senin canından ibaret değildir. Hayat ne olduğunu bilmektir. Sen biliyor musun ne olduğunu? Yürek bir kere sevgi atmaya görsün. Ne dizginlersin, ne frenlersin artık. Senin değildir artık o. Ona sen hükmedemezsin. Her şey hükümranlığına girdi Süleyman’ın. Rüzgâr, kuşlar, cinler. Sadece yüreği dinlemedi Süleyman’ı. Her şeyi fetih edebilirdi emsali görülmemiş bu ordusuyla. Ama yürek fethetmek, yürek seferine çıkmak sonucunu bilemeyeceğin bir savaş. Ya mağlup olursun ya galip. Yürek seferinde mağlup olurdu bir gün mağlup olacaksa Süleyman




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?