İbrahim Arslan Şiirleri - Şair İbrahim A ...

İbrahim Arslan

Sen öldürdün seni,
Ben seni yaşattıkça.
Sen öldürdün beni.
Ben de seni ah keşke.
İki ölü yatsak yan yana...
..

Devamını Oku
İbrahim Arslan

İnsan dengini bul,
Ara rengini bul...
İster zengini bul,
İster fakiri bul.
Ya hocasını bul,
Ya papazını bul...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ey Ruh'un gemisi,
Maviliklere olsun.
Kızıllığa değil.
Rota!
Bize ver bizim olanı.
Ey herşeyin sahibi...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Bir çocuk annesine ağlıyordu,
Gece gündüz annesindeyken.
Baba onbeş günde bir sarıyordu,
O çocuğu, kızını...
Ve en iyi o anlıyordu onu...
89 yılından beri çok iyi biliyordu,

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Sana baktığım yalan.
Bakınca sende eriyeceğini,
Kaybolacağını, yanacağını.
Bilen, nasıl bakar sana...
Nasıl bakarsa öyle baktım sana.
Öyle bakamadım işte...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Hadi kendini tanıt ilk...
Bakma yıllardır sana şiirler yazdığıma.
Sen şimdi öyle yabancısın ki...
01.03.2017

Devamını Oku
İbrahim Arslan

(Not: Bu öyküler kurgudur. Aşağıda okuyacağınız öyküde kurgunun son halkasıdır... Edebiyat halk içinde yapılmadır, yazarlar en az dansözler kadar cesur olmalıdır)
Karlı bir gündü... Yürüyordu peşinde koruma ordusu olmadan... Sabahın daha ilk saatlerinde. Alalede bir insan olmak isterken istemediği makamlara kadar çıkmış çoğu geceler tatlı bir uykuya hasret kalıyordu. Belki de kızacaklarıdı kendisine. Devletin en mühim adamlarından biriydi. Canı çok değerliydi. Allah korusun ya bir şey olsa. Hemen makam odasına geçti. Sıcak çayı geldi 5 dakka içinde... Günlük gazetelere baktı... Bir gazetenin manşeti ilgisini çekti. ' Osmanlı'nın Mirası Nerede Saklanıyor '... Neredeydi sahi... Acaba gazeteler yaptıkları çok gizli çalışmalardan haberdar mı oluyorlardı. Birileri haber mi servis ediyordu... Saat 10.00 gibi birazdan yanına profösör geldi...
- Sayın profösör tarihçilerimizle epeydir araştırıyoruz. Bu konu çok mühim... Bu düğüm çözülecek... Size verdiğimiz desteğin meyvelerini ise göremiyoruz. İşin enteresan tarafı bakın şu manşete. Daha elimizde kayda değer hiçbir şey yok, gazeteler nasıl manşet atıyor. Kim tezgahlıyor bunları. Hala devlet içinde yuvalanan şebekeler mi var.
Prof: Ben de o konuda görüşecektim... Bizlerin dahi çalışmaları böyle engellenmek istiyor. Efendim size sevindirici bir haberim var bugün. Dün bir beyit geçti elimize. Belkide Osmanlı'nın mirasını işaret ediyor beyit. Türkçeye tercümesi tamam ama daha işin içinden çıkamadık....
- Şifrelimi demek istiyorsunuz profösör?
- Evet evet beyitlerde kesinlikle şifre var..

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ben bir yazarım. İyi- kötü yazarım... Kavga- gürültü- patırtı istemiyorum. Elimde kalem. Ve yazabileceğim, karalayabileceğim 2 dönüm arazi kadarcık boş bir sayfa istiyorum sadece.

Al sana o kadarcık arsa verelim ne yazacaksın bakalım? Haydi yaz kalemim. Kıyamet kopuncaya kadar yaz. Kıyamet'n koptuğunu görseniz elinizde bir fidan varsa dikin diyor ya efendimiz, herhalde benim de elimde kalem olurdu da ben de bir şiir yazardım. Son şiirimi. Kime yazardım. O güle yazardım sanırım...

Bu öykünün birinci kahramanı benim. Bu öyküyü yazacak, şekil verecek yoğuracak benim dünyamdaki diğer kahramanları birer birer bu öyküye yerleştİreceğiz! Bunlar sizin tanıdıklarınız, sizin dünyanızdan kimseler olabilir. Belki aşina olmadıklarınızı da benim sayemde tanıyacaksınız.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Yıl 1988. Bundan tamı tamına 26 önce. Vişne mevsimiydi..
Annem vardı başımızda, babam nerelerdeydi bilmiyorum...
Babam çok ‘ kayıp’ adamdı… O gün,
Evin çatısına ben ve kardeşim kolanlarla çekilmiştik...
Merdiven yoktu… Elma ağacı vardı beride.
Çatıda vişne topluyordu annemler...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Pamuk prensesin pamuktan bir kalbi varmış. Birgün ormana gezmeye gitmiş, ormanda kaybolmuş. Onu bir kurt görmüş...

- Nereye gidiyorsun Pamuk demiş.

- Sana ne demiş Pamuk Prenses ve yoluna devam etmiş.

Devamını Oku