Hüznünün İhtilali

Evren Elvin Köseoğlu
150

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Hüznünün İhtilali


Bir nazarın düştü üzerime;
mehtabın bile hicap ettiği
o saatten beri
ruhumda kıyamet-i suğra.
Seni sevmek,
bir serâbın peşinde yürümek değil;
suyunu kendi damarından içen
susuz bir çölün
kendine ettiği zulüm.
Gözlerin iki girdâb-ı mest;
baktıkça aklımın rüknü çözülür,
irademin sütunları
sessizce inhitat eder.
Bir tebessümün yeter—
gecenin bağrında
şebnemler bile kanar.
Sesin dokundu mu bana,
tenimde bir hararet-i mahrem,
kanımda bir serkeşlik başlar.
Sanki damarlarım
adını ezberlemiş birer asi.
Yaklaş bana…
Aramızdaki mesafeyi
bir sûret-i sükût gibi
yırtıp at.
Senin yakınlığında
zaman bile edebini kaybediyor;
saatler susuyor,
dakikalar birbirine
iltisak ediyor.
Elin elime değdiğinde
içimdeki bütün kapılar açılıyor.
Ve ben,
kendi nefsimin eşiğinde
sana doğru
müptelâ bir seyyah gibi
yürüyorum.
Ne firar…
Ne istiğna…
Ne de kurtuluş.
Sen artık
gönlümde açılmış bir yara değil,
yaraya dönüşmüş bir vuslatsın.
Öyle bir vuslat ki
kavuştuğum hâlde
sana hasretim.
Öyle bir hasret ki
adını andığım her gece
içimde başka bir hicran doğuyor.
Ve anlıyorum:
Aşk bazen
iki kalbin birbirini bulması değildir.
Bazen bir insanın
ötekinin ruhuna
mühür-i ebediyet gibi basılmasıdır.
Sen bastın.
Ben sustum.
Ve o günden beri
içimde konuşan tek şey
senin yokluğunda bile
sana meyleden kalbimdir.

Evren Elvin Köseoğlu
Kayıt Tarihi : 7.09.2026 11:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!