İnsan, görünmez iplerle bağlıdır geçmişine. Attığı her adım, söylediği her kelime, bir zamanlar başka bir yerde yaşamış başka birinin yankısıdır. Bazen bir melodi duyarsın ve o melodi, hiç tanımadığın bir dedenin çocukluk hatırasını canlandırır. Bazen bir koku, hiç bulunmadığın bir odaya aitmiş gibi gelir. Bu ipler, bizi boğmaz; aksine, bu büyük zaman tünelinde yalnız olmadığımızı fısıldar. Biz sadece kendimiz değiliz; biz, bizden önce yaşamış herkesin birikimi, söylenmemiş sözleri ve yarım kalmış rüyalarıyız. Bu, hem bir yükümlülük hem de tarifi imkânsız bir konfor. Bir an durup, o görünmez bağların tenindeki serin dokunuşunu hisset.
Gözlerin, karanlıkta yanan bir fener,
Baktıkça içimde bin umut tüner.
O masum bakışın, gönlümü döner,
Derin bir denizdir senin gözlerin.
Sana baktığım an, zaman durur birden,
Her şey silinir de, kalır bir tek sen.
Okyanus misali engin gözlerinde,
Kaybolurum aşkın en derin yerinde.
Cân-ı dildârım nedir bu derd ü gam, cânân için?
Çektiğim âh u figânım hep o şîrîn-leb, cihân için.
Bâğ-ı ömrümde açılmaz sanma bir gül ebedî,
Gül sandım el uzattım dalına,
Sevdalandım alına, moruna.
Hiç bakmadım yârin ahvaline,
Batırdın sineme, ey nârin diken.
Gönlümde bir yara, adı Gülseren,
Her an içimde bir hasret, derinden.
Uzakta kaldı o gül yüzlü perim,
Gözümde tütüyor, iz olur durur.
Aramıza giren kara çalılar,
Ateşlerden yansın sevdiğim.
Bu sevdamıza engel olanlar,
Gün yüzünü görmesin sevdiğim.
Sararıp soldum, yaban ellerde,
Yüreğimi köz gibi yaktı gurbet,
Bakışlarımdan memleket hasreti,
İçimi köz gibi yakar gurbet.
Aşık Turhal der ki gönlüm daraldı,
Sılamın kokusu burnumda kaldı.
Yabancı ellerde ömrüm karaldı,
Bir tas su yerine hep zehir tattım.
Aşık Turhal der ki gönlüm daraldı,
Sılamın kokusu burnumda kaldı.
Yabancı ellerde ömrüm karaldı,
Bir tas su yerine hep zehir tattım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!