Dışarda arama yazıyı, nûru,
Bu kâinat sensin, sensin bu düzen.
Ne kâğıt ne mürekkep, arama soruyu,
Kur'an'ı oku sen, dönerek kendine.
Dışarıda arama boş yere nefsini,
Kur’an-ı Yâsin'in esrârı sendedir.
Hakk’a giden yolu uzak sanma hiç,
Zâtının cennet-i dîdârı sendedir.
Ak dağların eteğinden, şırıl şırıl akarsın,
Buz gibisin, insanın yüreğini yakarsın,
Gümbür gümbür,Adıyama'na akarsın,
Sen abı hayatsın, Görlevik suyu.
İnsan, görünmez iplerle bağlıdır geçmişine. Attığı her adım, söylediği her kelime, bir zamanlar başka bir yerde yaşamış başka birinin yankısıdır. Bazen bir melodi duyarsın ve o melodi, hiç tanımadığın bir dedenin çocukluk hatırasını canlandırır. Bazen bir koku, hiç bulunmadığın bir odaya aitmiş gibi gelir. Bu ipler, bizi boğmaz; aksine, bu büyük zaman tünelinde yalnız olmadığımızı fısıldar. Biz sadece kendimiz değiliz; biz, bizden önce yaşamış herkesin birikimi, söylenmemiş sözleri ve yarım kalmış rüyalarıyız. Bu, hem bir yükümlülük hem de tarifi imkânsız bir konfor. Bir an durup, o görünmez bağların tenindeki serin dokunuşunu hisset.
Gözlerin, karanlıkta yanan bir fener,
Baktıkça içimde bin umut tüner.
O masum bakışın, gönlümü döner,
Derin bir denizdir senin gözlerin.
Sana baktığım an, zaman durur birden,
Her şey silinir de, kalır bir tek sen.
Okyanus misali engin gözlerinde,
Kaybolurum aşkın en derin yerinde.
Cân-ı dildârım nedir bu derd ü gam, cânân için?
Çektiğim âh u figânım hep o şîrîn-leb, cihân için.
Bâğ-ı ömrümde açılmaz sanma bir gül ebedî,
Gül sandım el uzattım dalına,
Sevdalandım alına, moruna.
Hiç bakmadım yârin ahvaline,
Batırdın sineme, ey nârin diken.
Gönlümde bir yara, adı Gülseren,
Her an içimde bir hasret, derinden.
Uzakta kaldı o gül yüzlü perim,
Gözümde tütüyor, iz olur durur.
Aramıza giren kara çalılar,
Ateşlerden yansın sevdiğim.
Bu sevdamıza engel olanlar,
Gün yüzünü görmesin sevdiğim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!