Ben, kayıp bir pusulayım;
yönümü sürekli şaşıran.
Sen ise,
o pusulanın ibresini her zaman
kuzeye çeviren mıknatıs.
Doğruyu görebilmeniz için ki,
Yanlışı gösterdik eleştiri.
Hakaret iftira hiç değil ki,
Doğruyu görmen için eleştiri.
Yârim diye yandım, eridim bittim,
Aklımı başımdan, aşk ile yittim,
Her nefeste adını andım ey canım,
Elif’in uğruna ben candan geçtim.
Elif gibi dimdik durur karşımda,
Ne bir bükülme var ne de bir eğme.
Sevda ateşi yakar bağrımda,
Bu aşkın sırrını kimseye deme.
Adı bir harf amma, manası derin,
Sanki gökte yıldız, yerde bir zemin.
Ne zaman ansam ben o nazlı yâri,
Gönlümde bir sevda, giz olur durur.
Elleri nasırlı sevdam
Yanarım ben sana sana
Gözleri dumanlı sevdam
Yanarım ben sana sana
O güzel yüzünde yanakların elma,
Görenin aklı şaşar, gönlü dolma.
Ne bir dert kalır, ne gam, ne de bunalma,
Seninle her mevsim bahar sayılır.
(Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün)
Ol ki Mansûr "Enel Hak" dedi, cânı dâra astı
Sırrı ifşâ eyleyen sâdık bu yolda yârı astı.
Estin yine daldan dala, yeldeniz,
Gurbet elde kalanlara eldeniz.
Ne bir mektup getirdin, ne bir iz,
Es dost rüzgâr, es deli deli.
Eskiden
Bir gülüş parlardı yüzünden
Mutluluk saçardı gözlerinden
Neden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!