Çark-ı zaman içinde bir ağır mühürdür bu,
Evrak-ı ömre düşen yedi mah-ı hicrandır.
Fani gürültülerden azade, hür ve tenha,
Sükût ile beslenen bir derin şahnişindir.
İki yüz on iki gün geçti eyyam-ı gurbetten,
Bî-haber yollarında dilsiz bekler menzilim.
Ruhum bu tenha durakta nar-ı hasretle pişti,
Lakin ümit kırılmadı esen bad-ı sabadan.
Harem-i sîrette yankılanan o kısık nida,
Asa-yı dervişanın mermere vuran sesidir.
Varsın takdir etmesin dar kalpli ehli cihan,
Bu ulu hicran, ömrümün aşılmaz bendidir.
Şeb-i yeldanın zifiri çöktükçe odama,
Gönül bir mahrem firkatin ulu dergâhındadır.
Cânân cana bîgâne kalmış şeksiz şüphesiz,
Ruhum o en kuytu kederin girdabındadır.
Zerre hayrın hakkı kaybolmaz ind-i İlahi’de,
Rıza makamına bağlandı kalbin her ucu.
Göklerin katında yazılan mukaddes yolda,
Bu vakurlu bekleyiş, aşkın ulu orucudur.
Kayıt Tarihi : 19.07.2026 11:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!