Sen orada sükût-u leyl ile huzura râm olmuşken,
Ben burada hicret-i cân ile mısralara gömülmüşken.
Dibimde duran o derya, sanki bin yıllık bir mesafe,
Sorgulanır bu dilsiz vuslat, bir görüş kabininde.
Sunmuşum kalbi arz-ı hâl eyleyerek şu dar eşiğe,
Senin o mağrur sessizliğin, sığmaz hiçbir mantığa.
Yanındaki gölgeyle kurduğun o mühürlü, dilsiz hisar,
Mühürlenir bu ağır sancı, bir görüş kabininde.
Sen bir nehir gibi akıp giderken kendi mülkiyetinde,
Ben ışıksız kelâm ile yanarım bu aşkın nâr-ı dâiminde.
Dibinde duran bu dertli kulun, sesi bir sükût-u zikirdir,
Düğümlenir bu derya-yı ah, bir görüş kabininde.
Suret-i âlem silinmişken, sen o koltukta bir şems-i mâh,
Ben kapı yanında bekleyen, derya-yı rahmete muhtaç bir ah.
Okuyan "neden" desin, bu derya neden bu denli sağır?
Can verir bu beş harfli mülk, bir görüş kabininde.
Kayıt Tarihi : 9.04.2026 14:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!