60-BİR PAZAR HİKÂYEMİZ
Erken kalkmana gerek yok bugün,
Zaten zaman da senden yana değil.
Saatin akrebi bile esniyor sanki
Perdelerin arasından süzülen ışık
“acele etme” diyor usulca.
Bir tek pazar bilir insanın
Hafta boyunca içine attığı yorgunluğu.
Altı gün boyunca omuzlarında taşınan
O görünmez yükleri
Bir sandalyeye bırakır gibi bırakmayı…
Bugün sokaklar bile başka.
Kepenkler yarıya kadar inmiş,
Fırınlardan çıkan ekmek kokusu
Daha yavaş yayılıyor mahalleye.
Otobüs durakları sessiz,
Trafik lambaları kendi kendine yanıp sönüyor
Kimse bakmasa da.
Ne telefon çalar uzun uzun,
Ne bir toplantı bekler seni.
Kimsenin senden istediği yoktur bugün.
Gözler kapanmıştır dünyaya,
Kulaklar işitmez telaşı,
Ağızlar susmuştur emir vermeyi.
Bir pazar sabahı,
İnsanın kendisine ait olabildiği
Tek küçük ülkedir belki de.
İstersen evde kalırsın.
Eski bir kupada çay soğur yavaşça.
Camın önünde oturup
Hiçbir şey düşünmeden
Saatlerce gökyüzünü izlersin.
Bir kuş geçer çatılar arasından,
Sen onun nereye yetişmediğini düşünürsün.
Çünkü bugün Hiçbir şey yetişmek zorunda değildir.
İstersen çıkarsın dışarı.
Yeşilliklere bırakırsın ruhunu.
Ağaçların altında yürürken
Toprağın kokusu siner içine.
Bir banka oturursun sessizce,
Yanından geçen insanlar bile
Sanki daha az kırgındır bugün.
Çocuk sesleri uzaktan gelir,
Rüzgâr saçlarını dağıtır,
Güneş yüzüne değdiğinde anlarsın...
İnsan bazen sadece durarak da
İyileşebilir.
Ama pazarın içinde gizli bir hüzün vardır hep.
Daha sabahından başlar akşam korkusu.
Saat üç olduğunda
Kalbin hafiften daralır sebepsiz.
Bir gölge çöker odalara.
Çayın tadı bile değişir.
Çünkü bilirsin…
Bu dünyanın en kısa günü pazardır.
Ne kadar erken kalkarsan kalk,
Avuçlarında tutamazsın onu.
Daha yeni uyanmışsındır,
Bir bakmışsın hava kararmış.
Bir bakmışsın duş alınmış,
Gömlek hazırlanmış,
Çantan kapının kenarına bırakılmış.
Ve o sessiz akşam gelir.
Televizyon açıktır ama kimse izlemez.
Sokaktan dönen ayak sesleri
Ertesi günün habercisi gibidir.
İnsan içinden der ki...
“Biraz daha sürseydi…”
Ama sürmez. Pazar…
Çalışan insanların avuçlarına bırakılmış
Küçük bir merhamettir yalnızca.
Tam dinlendim dersin, biter.
Tam nefes aldım dersin, geçer.
Tam kendimi duydum dersin,
Pazartesi kapıyı çalar.
Sonra yeniden başlar hayat.
Alarm sesleri,
Kalabalık yollar,
Yarım kalmış kahvaltılar,
Yetişilecek saatler,
Bitmeyecek gibi duran günler…
Ve insan bütün hafta boyunca
Bir sonraki pazarı düşünür gizlice.
Çünkü bilir,
Yeniden gelecektir o sessiz gün.
Yine susacaktır dünya biraz.
Yine omuzlarından inecektir yükler.
Yine kendini hatırlayacaktır insan.
Ama bir şeyi de bilir derinden...
Haftanın en kısa günü pazardır,
Fakat insana en uzun gelen bekleyiş
Bir sonraki pazara kadardır.
17.05.2015
Ali Fırat Dicle
Kayıt Tarihi : 20.05.2026 09:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!