-Yurdum İnsanı-
Can evim acıyla bir bütün olmuş
Gamze çukuruma kanlı yaş dolmuş
Tomurcuk güllerim açmadan solmuş
Kaderle nişanlı yurdum insanı.
Pul koleksiyonunun arasında
Saklı kalan sevdalar gibiydi Zila!
Umudun ateşi harlandıkça
Yanık kokusu gelirdi burnuma.
Gözyaşları kurur
Bakma öyle ellerimin kırış kırış olduğuna,
Yüreğimi sorarsan hep yirmi bir,
seni o ilk gördüğüm yaşımda
...türkmenkızı...
Dilim lal olduysa küs sanma beni
Yakıyor içimi öyle bir dert ki
Dönmedim geriye darılma emi
Yüreğim kalemle dertleşir oldu
Kaf dağının ardı sıra ağlarım
Karanlıkta dolaşır da gölge ararsın ya!
Suretimde ki çizgilerde gizlenmiş hüzünleri görmez misin?
Gamzelerime süzülenleri çiğ damlası sanırsın da
Yüreğimin sızılarından akan
Acılarımı görmezden mi gelirsin?
Bir nefeslik ömrümüz bilmem nerede biter,
Münker Nekir orada sana da hulle biçer,
Gülüp geçtik dünyadan bilmeden kıymetini,
Rabbim bize nasip et müjdele cennetini.
...türkmenkızı...
Yüreği şiir kokan sevgili
benim evvelim de sen,
ahirim de sensin.
Küfür diye adletme sakın
benim geçmişim de sen,
Karların altında
Uyanmayı bekleyen bahar gibi
Zamanın emrine amadeyim
Geceden sıyrılıp
Gün gerçeğe dönüşürken
Sahilden başlayan hayallerim
Mevsimlerden mi sonbahardı
Ömür varımın mı son baharıydı bilemedim Zila!
Gök kuşağının tüm renkleri
Birer birer dökülüverdi dallarımdan
Ve mübarek anlara dönüştü zaman.
Oturduk hasbihal ettik
Zam gelmeyen ne kaldı ki?
Biz ne ara böyle bittik
Zam gelmeyen ne kaldı ki?
"Azı karar çoğu zarar"




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!