Ömründe bir kez bile
Islanmadıysan yağmur altında,
Yaşadım deme bana
Bu hayatı doyasıya,
Yazık etmişsin derim kendine
An geliyor
Hesap soruyorum zamana
Kızıyorum kendime
Hep seni düşünüyorum diye
Ya sen.!
Sar beni Rabbim
Öyle sar ki;
Rahiyana bürünsün
Pir-ü pak olsun bedenim
Erişsin nur-u aşkına
Yok olsun benliğim
Ruhumun derinlerine işlemiş varlığını,
Yokluğunla kıyaslıyorum.
Varlığın her daim ağır basıyor..
Ve ben;
Sana olan duygularımın
Muhasebesini yapıyorum..
Söylenmemiş
Öyle bir cümle bul ki
Acının içine
Bağdaş kurup otursun
Silip süpürsün gönül hanemi
Yürek yangınlarıma pervane olsun
Boğazıma takılır
Olmayacak anlamsız heceler
Yutkunamam
Sancısı sarar yokluğunun
Kurtuluş umuduyla çıkılan bu yarışta
Son veda busesidir belki o son sarışta
Bitecek elbet bir gün yolu kutlu varışta
Yiğitlik ve mertliğin çıkınca üst katına
Otuz ağustos dendi o zaferin adına
Yol ver
Yanaklarından süzülen gözyaşlarına,
Yol ver ki
Izdırabın derin izlerini bıraksınlar,
Bir zamanlar
Gülücüklerinin iz bıraktığı
Etekleri çamura bulanmış
Zirvesinde kardelenler açan kaderim
Libası mor bulutlardan
Topuklarıma kadar süzülür gözyaşlarım
Ben ki;
Doğum günün dedi kutladı herkes,
Oysaki aldığım bir yudum nefes,
Gramofon gibi ahenkli bir ses,
Kırk yılın ardından uyandım birden,
Alınan her nefes bitmeyen heves...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!