Baktığımla gördüğümün,
duyduğumla söylenenin
hissettiğimle gerçeğin aynı olmadığını öğrendim
Sabrı şükür ile yoğurup
tefekkür ateşinde pişirerek
dosta öyle ikram etmeyi öğrendim elhamdülillah...
Etle tırnak idik senle
Ah ettikçe acır sızım
Otur şöyle beni dinle
Yaramız aynıdır bizim
Seçtiğimiz acı derin
Aç bir karıncanın;
yuvasına ekmek kırıntısı taşıması gibi
taşıdım seni ömür varıma,
Benim cüsseme büyüktün ama
sürüdün beni yokluğunun girdaplarına…
Çok öksürüyorum;
hastamısın diyorlar.
Yokluğun boğazıma takılmış yar,
Yutkunamıyorum bilmiyorlar.
...türkmenkızı...
Bir komşusu olmalı insanın
Saatin önemi olmadan kapını çalan
Aranda ne sır olmalı ne de bir yalan
En güzel anıların başrolü olan
Dedim ya;
bir komşusu olmalı insanın
Kıvranan yol ayrımlarında kaldı
Umudun telli duvağı
Gün batımları şahit
Ufka dalan gözlere
Yürekte açılan yaraya
Yama üstüne yama
Has bahçe gülüydüm lale çağında
Sen yaprak istedin, dal oldum geldim.
Çiğ tanesi umman senin bağında
Sen gonca istedin gül oldum geldim.
Aşkın badesini elinden içtim
YILMAZ GÜMÜŞ (Velioğlu)
Artvin Ardanuç şu Cevizli köyden,
Çağırmış Bursamız "Gel" Velioğlu.
Hayata atılmış hemde çok erken,
Gurbetten sılaya "Yol" Velioğlu.
Artık güneş doğmuş,
Doğmamış hiç fark etmiyor
Bütün ışıkların içinde olsamda
Ben yine karanlıktayım
Çevrem insanla dolmuş
-Kaç Yürek Ötesi-
Bir şehir ne kadar uzak olabilir ki
Kaç yürek ötededir gurbet denilen yer
Ve kaç umutla yoğrulsa bir kavuşmak eder...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!