Saçlarını savuran rüzgârlara tutuldu yüreğim
Dağların yamacında siyah bir gelinciğim
Gel de kırmızılar getir bana
Çiçekli dallarımda dalgalansın sesin
Işıklar pervane baharlarıma
Prangalarıma takılan gözlerin
Her sabah koşup gelen kuşlarım var firarda,
Umuduma serpilip uçuyorlar ard arda,
Hüzünler toplanarak yoğrulmuş tam kararda,
Gelmedi melûn bahar kaldım hep son baharda
...türkmenkızı...
Ardından
Boynu bükük kaldı
Camdaki sardunyam,
Bıdık kedimin gözleri yolda
Bil ki senin yokluğunda sol yanımda bir gül soldu,
Sol yanımda solan gülün ahı nefesimi boğdu,
Feryadı figan içre iki gözüm yaşla doldu,
Gül varımın sinesinde bin dikenden gonca doğdu.
Her kese yetişmekten
kendime yarım kalıyorum
bir bana yetemiyorum ayna!
Keşmekeş içinde ki
hayatın son girdabında
Lal olmuş dilim
Ve tüm söyleyemediklerim
Hüznün bohçasına
biriktirdiğim
Kelimelerimin
Süslenmiş halidir şiirlerim…
Rengarek çiçek açmalıyım
Kırlarda bahar niyetine
Gök kuşağından taç yaparak
Beyaz duvağını
Takmalı başına bulutlar
Bana ait ne varsa
Sildim senin hayatından.
İstedim ki;
bu kim diye sorduklarında,
Yalan söylemek zorunda kalma.
Ve benim ismimi
Gölgem gibidir şimdi sevdalar,
Bir yüce görünür gözüme bir cüce.
Sevdasına direnenler başım üstüne,
Onlar kuruyan pınarları gözyaşıyla beslemekte.
...türkmenkızı...
Bir gün bende bırakıp,
Seni terk edip gidicem.
O zaman üzülen sen olacaksın
Bu ayrılık içini eritecek
Belkide ağlıyacaksın
Lanet edeceksin kaderine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!