Bir ürperti oldu yaşamak,
Uçsuz bir tünelde, ışık aramak,
Arayıp, arayıp da bulamamak
Gün nerede, güneş nerede...
Karanlıklar dehliz içinde,
Kırk okka et yüz okka çene
Etleri der ene kemikleri mene
Ayarı yok susturulmaz
Her konuşması sürer bir sene
Kafası tilki dolu
Bembeyaz bir kar tanesi gibi
Düştün gönlüme
Gönlüm üşümedi kavruldu yandı.
Güz ayı başlamışken fani ömrümde
Gönlüm kendisini baharda sandı.
Susuyorsa dilim var bir bildiği,
Dişlerim kenetli,
Ellerim yumruk
Bulut bulutsa gözlerim
Bir sebebi var elbette.
Canı neler de ister tabansızın, otuzbeşe bakla,
Beş paralık menfaati için atıyor onbeş takla,
Yokluğu ile sırıtıyor deve dişi gibi toplumda;
Ben oldum deme, pespayeliğini içinde sakla.
Uzakta bir kuyu var
Suyu içimde kaynar.
Bir yara var yar gönlünde
Yara içimde kanar.
Uzakta bir beden var
Kalbi içimde atar.
Türkçe konuşan işadamları geldi ve gitti,
İkili görüşmelerle Karaman kendini belirtti,
“Ne olmuş gelmişlerse” demeyin sakın
Bu görüşmelerde Karaman rüştünü ispat etti.
Bir güneş batar gibi o yöne gittiğinden beri
Güneşin doğduğu yerde gözlerim
Her gün gün doğdu
Her gün gözlerim güneşin doğduğu yönde idi
Her gün doğuşunda
Güzü geldi ömrün, yaprak döküyor
Şafak görmedi ömür, gurup çöküyor
Ben bir uçtan diktim, felek söküyor
Fincanım boşaldı, dibinde telve yok.
Hayat kervanım kalkıp da, düşeli yola
Nefes almak doğal hakkın
Al...
Nasılsa geri vereceksin,
Sevmek de hakkın
Sev...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!