Soğuk değil kışlar artık, daha bir güzel,
İçimde bir kıpırtı var, aşk ezgisi gibi özel,
Canlandı, dalından kopan bu kuru gazel,
Daha aydınlık şimdi dünyam, tıpkı gözlerin.
Seninle canlandı dünyam yeniden,
Yediğin içtiğin ne oldu bak
Sen bana yaptığın güzelliklerden bahset.
Ne bıraktın geride,
Ne götüreceksin giderken…
Kaç gönül yıktın kaç kalp kazandın
Ömürler ödünç alınmaz
Pazarlarda da satılmaz,
Sırası gelen anda gider
Bu işi akıl almaz.
Hiçbir şey arttıramaz
Ak kâğıt üstüne kara yazılar
Yaz bana Sultanım yaz da postala.
Senden ayrılalı dinmez sızılar
Yaz bana Sultanım yaz da postala.
Bülbül selam eder senin sesinle
Bir ürperti oldu yaşamak,
Uçsuz bir tünelde, ışık aramak,
Arayıp, arayıp da bulamamak
Gün nerede, güneş nerede...
Karanlıklar dehliz içinde,
Bir sel gibi gelip
Bir sel gibi gidecekse aşk,
Adı nerede kalır, tadı nerede kalır.
Geriye kalan selin bıraktığı kumlar misali
Bir avuç kumdan hatıralar olur.
Aşk bir kurşun gibi girerse kalbe,
Bahtımda açıldın bir gül misali,
Duygu sensin, koku sensin, öz sensin.
Çözüldü buzlarım, erdim bahara,
Gönlümdeki sezi sensin, göz sensin.
Dillerim titriyor adın anarken,
Türkçe konuşan işadamları geldi ve gitti,
İkili görüşmelerle Karaman kendini belirtti,
“Ne olmuş gelmişlerse” demeyin sakın
Bu görüşmelerde Karaman rüştünü ispat etti.
Canı neler de ister tabansızın, otuzbeşe bakla,
Beş paralık menfaati için atıyor onbeş takla,
Yokluğu ile sırıtıyor deve dişi gibi toplumda;
Ben oldum deme, pespayeliğini içinde sakla.
Bembeyaz bir kar tanesi gibi
Düştün gönlüme
Gönlüm üşümedi kavruldu yandı.
Güz ayı başlamışken fani ömrümde
Gönlüm kendisini baharda sandı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!