Mademki hayat bu kadar güzel
Elemleri atmalı Kaf Dağının ardına
Renkleri seçmeli insan zevkine özel
Yaşamalı delicesine ve inadına.
Elimde biliyorum rotası bu hayatın
Merkezi de sensin bu güzel kainatın
Toplantılarda havan dövüldü, ama su değil,
Alınan bir gül kokusu, yanık kokusu değil,
Karaman birlik oluştu ve bu işi başaracak gibi;
Artık içimzideki umut, gelecek korkusu değil.
Kimler geldi kimler geçti bu şehr-i Karamandan,
Yeterli hâsılat kalmalı idi bu ebedi harmandan,
Hala Berber Abide traş olmak gerekmiyor ki;
Karaman da nasibini almalı değişen zamandan.
Ak kâğıt üstüne kara yazılar
Yaz bana Sultanım yaz da postala.
Senden ayrılalı dinmez sızılar
Yaz bana Sultanım yaz da postala.
Bülbül selam eder senin sesinle
Bana Göre DAHA Akıllı olduğunu düşünüyorsun.
Sana göre ben salak birisiyim.
SEN:. Kuralları yok denilecek kadar az bir yolu seçtin
BEN: Aldığım nefese varıncaya kadar kurallar manzumesi bir hayatı yaşıyorum.
SEN: Canının istediği her şeyi yapabilirsin, Sen her şeyi konuşabilir, her şeyi yiyip içebilirsin. Aç kalmaz bir çağrı duyunca secdeye kapanmazsın. Parandan kimseye kuruş koklatmaz, tatil için Rusya, Fransa veya Uzak Doğu ülkelerini seçer, ilahi bir emir de olsa başka yerlere gitmeyi ar sayarsın.
BEN: Her davranışı kontrollü birisiyim. Ağzımdan çıkacak her sözü, kalemimin yazdığı her şeyi kurallara uydurmalıyım. Yediklerim, içtiklerim kurallara uygun olmalıdır. Malımdan ve paramdan başkalarına vermeye mecburum. O beğenmediğin yerlere gidip ödevimi yapmalıyım. Günde beş vakit çağrıyı duyduğumda secdeye kapanmalıyım.
Soğuk değil kışlar artık, daha bir güzel,
İçimde bir kıpırtı var, aşk ezgisi gibi özel,
Canlandı, dalından kopan bu kuru gazel,
Daha aydınlık şimdi dünyam, tıpkı gözlerin.
Seninle canlandı dünyam yeniden,
Yediğin içtiğin ne oldu bak
Sen bana yaptığın güzelliklerden bahset.
Ne bıraktın geride,
Ne götüreceksin giderken…
Kaç gönül yıktın kaç kalp kazandın
Ömürler ödünç alınmaz
Pazarlarda da satılmaz,
Sırası gelen anda gider
Bu işi akıl almaz.
Hiçbir şey arttıramaz
Bir sel gibi gelip
Bir sel gibi gidecekse aşk,
Adı nerede kalır, tadı nerede kalır.
Geriye kalan selin bıraktığı kumlar misali
Bir avuç kumdan hatıralar olur.
Aşk bir kurşun gibi girerse kalbe,
Bahtımda açıldın bir gül misali,
Duygu sensin, koku sensin, öz sensin.
Çözüldü buzlarım, erdim bahara,
Gönlümdeki sezi sensin, göz sensin.
Dillerim titriyor adın anarken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!