Bırak söylenmesin ne varsa dilde!
Zulmetme dudağa kapalı dursun!
Ehl-i kalp olana sükut ikrardan!
Daha ne AŞK deyip dövünüyorsun!
Sevebilseydim keşke seni sevdiğim gibi!
Sen gibi olmaz amma sana benzer birini.
Dalgalı saçlarında gezinen ellerini,
Tutar gibi tutsaydım başka elleri bile!
Bu hayat benimle geçmez sevgilim!
Hadi git kendine uygununu bul!
Adını anmakla tutuldu dilim.
Dilbazlık edemez bu tutuklu kul!
Öyle bir an gelir dalarsan birgün,
Kendini Babil'de çay içerken bul.
En çetin hasrete olsam da sürgün,
Karşında hayalim dursada kabul!
Öyle bir an gelir ağlarsan birgün,
Saatler günlere; günler yıllara,
Döndükçe içinden çıkamıyorum.
Lütufken ölmeden ölmek kullara,
Tabutu üstüme çakamıyorum!
Bir tatlı tebessüm görmeyeli ben,
Ne kadar çok oldu ne kadar bilsen!
Takvimler ardarda düştü elimden.
Seninle yeniden tanışmak vardı!
Sıralanır kat kat bezler bedene.
Gizlenir altında ölüm ve yaşam!
Giyenler bir baksa çıplak gidene,
Anlar nerdeymiş o asıl ihtişam!
Nere gitsem taşır içinde seni,
Kendinden ayırıp ver beni beni.
Tutup sıyırsam da gölgemi tenden,
Sana düğümlemiş ser beni beni!
Renkten renge girdim bilmeden eller,
Ne sel olup aktım ne de duruldum.
Mızrabı göğsünde eğleyen teller,
Gönlü de avutsa vur demez miydim!
Dil ucuyla bile sorulmaz halim.
Bazen ''Gitmek...'' diyorum; ''Sırtını dönüp gitmek...''
Bir nefeslik kaçamak yaktığın sigarada.
Tutuşturdun mu birkez yerde kül; gökte duman...
Kalan ve giden gibi görünür birarada.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!