Aşk ehline sorulmaz,şarabın hikmetleri,
İçmeden sarhoş olur,çekilmez zahmetleri
Gam yüklü bulutlardan,yağmur bekliyor gibi,
Derbeder erenlerin,bilinmez kıymetleri.
Yetmiş yıl yaşadın zevke varmadın,
Zemzem içtin,şarap içtin,doymadın.
Yüz yıl daha yaşa yalan dünyada,
Ölüp gideceksin be uslanmadın.
Hasan Arpacı,2019,Üsküdar
Bizi alıp tohum diye ektiler,
Bir tarlaya fide gibi diktiler.
Baktılar tarlada çınar büyüyor,
Acıma dan balta ile kestiler.
Bilseler; hepimiz uslu koyunuz,
Bir nazlı güzele vurulmuşum ben,
Vadiden, vadiye savrulmuşum ben,
Mahalle, mahalle sürülmüşüm ben,
Benim ondan başka geldiğim mi var,
Mala mülke tamah et sen,
Sabah erken kalkar biri.
Yat borusu çalar derken,
Sarayları yıkar biri.
Sokakların elinde kir,
Şu gördüğün istanbul,iki bin yıl başkentti,
Ne krallar,vezirler,makamları terketti.
Saraylar viran oldu,hamamlar zindan oldu,
Has bahçenin gülleri,açma dan solup gitti.
Şiirler asker,
Şairler kışla,
Kalemler silah,
Fikirler fora.
Mevziler masa,
Atışlar karavana.
Ben kul hakkı yemem,hainlik yapmam,
Bulduğum cahile,sarığa tapmam.
Sen; cennetlik kul ol,ben cehennemlik,
Böylesi bir dine asla inanmam...
Hasan Arpacı,1989,Tokat
Okumaz,öğrenmez,bilmez canlarız,
Sarık görür görmez tapanlardanız,
İlim ehli olmak değer bulmayan,
Koyunlar için de koşanlardanız.
Sevgimizi tarla tarla,
Tohum gibi ekip gittik.
Filiz verdi saha saha,
Fidan gibi dikip gittik.
Kara saban arkasında,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!