Gelin dönelim artık, Allahın emrine
Rasulullah'ın, güzel sünnetine
şeriatın hüküm sürdüğü, beldelere
Gelin dönelim artık, Kuran-ı Kerim'e
Gelin, Ebu Bekirle, Ömerin kervanına
Bakıyorum da sana,
Ne bir yaprak kalmış dalında,
Ne bir kuş uğrar olmuş sana.
Söyle bana kuru ağaç,
Sen de mi başkasının baharını çaldın?
MAZİYİ DÜŞLEDİM
Köyümün camiisine vardım
Saflar azalmış, eyvah dedim ağladım
Vehbi abimin yanık sesinden ezan dinledim
Maziyi düşledim ağladım
Meğer Toprağın da toprakmış
Bir zamanlar cennet gibi görünürdün gözüme
Toprağına yüz sürsem şifa derdim kendime
Yıllar geçti, dağıldı gözlerimdeki duman
Meğer gönlüm aldanmış onca zaman
Açı haberin geldi tabutlu Mektup gibi
Sen demi göçtün Muhtar emmi
Herbir hâlin karizmaydı, Allah vergisi
Allah rahmet eylesin Muhtar Emmi
Derviş dedenden kalmıştı bu ad sana
Yaşı gelsede altmışa, hâlâ gözü dışarıda
Gözü doymaz münafığın, arsızlıkta
Herkesle bir tutulsa, ar çıkarır toplumda
Protokolün başında taht arar münafık!
Cebi para görse de ruhu fukara
Ne de Zormuşsun Ahir zaman
Dostum gardaşım diye söze başlıyor
Arkanı döndünmü, kuyunu kazıyor
Münafıklık altın devrini yaşıyor
Ne de zormuşsun ahir zaman
NE GÜZEL YARATMIŞ RABBİM
Gözlerimi açınca gördüm Sarayı
Ne güzel yaratmış Rabbim burayı
Kalesi ayrı güzel Sümbüllüğü ayrı güzel
Ne güzel Yaratmış Rabbim Yahyasaray'ı
Yaz geldi mi dertleri başlar
Hele geldi mi şu Avrupa'da yaşayanlar
Ardı ardına gelir telefonlar
Alo suyumuz akmıyor muhtar
Köylüm terkozun suyuyla bostan sular
Oysa ne çok ihtimal birikmişti heybemizde
Dokunulmaz belkiler yordu şu gönlümüzü
Dilde susan keşkeler iz bıraktı yüzde
Eskitti günden güne, tüketti ömrümüzü
Ağır gelir bazen insana kendi gölgesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!