Tesbih tesbih günlerim, her birinde bin ah var,
Nefes nefes topladım, bohçamda hep günah var,
Saltanat olsa değmez, üç kuruşluk dünyada,
Şaşmayan bir terazi ve ulu bir dergah var…
Taşa bassan izin var, doğru yola varıyor
Asırlardır insanlık her gün seni arıyor
Üstümüzde gözün var, sevginle kuşanmışız,
Hayatımız seninle, birlikte yaşanmışız…
Peşim sıra hayal gibi koşarken
Şahidimdir gölgelerim varlığa…
Hayat engel, koşu, bir bir aşarken,
Ölüm çare olur yokluk darlığa…
Gözlerin gördüğü her şeyde yalan,
Kız, bir çift söze gelin,
Oğlan, bir kurşuna damat...
Torun onca insan arasında
Gidecek başka yer bulamaz,
Balkon demirlerinde inat...
Gurbetteyim, yorgunum, esiyorum yel gibi,
Caddeler ve sokaklar, kovalıyor el gibi
Memleket hasretiyle o kadar doluyum ki
İçimde patlayacak, volkan gibi sel gibi…
Dört beton, dört duvar, kapı demirden
Bir nur ku yağıyor ilahi yerden
Ranzalar arasına sıkılmış kurşun gibi
Çarpar dört yana başlar yaralı kuştur sanki
Hattatın elinde bir kamış kalem
Ötelere ötelere yol bulur.
Muhteşem bir saray, bir kutlu alem;
Bir istif halinde ruha kurulur.
Ay erir, gün erir ve yıllar erir
Hangi dağdan su getirsem yeşerir,
Sevdan gönüllere ferahlık verir,
Bulunca unuttum, unuttum buldum…
Nereye koysam da yerin başkadır,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!