Çal kemancı dinmez içimdeki bu acı
Bu dünya oldu bana hepten yabancı
Gönlümü harap etti giden o yalancı
Arıyor gönlüm onu bulamıyor ne acı
Çal kemanı nasıl olsa içime oturdu acı
Uyan diye haykırdım ben
Ense yapıp uyudun sen
Vatan toprağı satılırken
Utanmayıp uyudun sen
Vatan için akan kanımız
Karabağım benim Karabağım
Yas içindedir Karabağım
Ermeniler esir almış
Ağlar durur Karabağım
Karabağım’ın bağrı yanık
Kırmızı gül diyorlar seven gönülün yanmasına
Sarıgül diyorlar insanın sevgiden sararıp solmasına
Beyaz gül diyorlar tekrar aşkın yeniden yeşermesine
Karasevda diyorlar aşkına ulaşmadan aşığın ölmesine
Halil ÇOLAK 11.07.2006 Ankara
Ey şehri İstanbul o kadar güzelsin ki aşık ettin beni
Sevdiğim çamlıca tepesinden seni seyre dalarken
Hülyalara dalıyorum gemiler mavi sularından geçerken
Bir dakika kalsa ömrüm elimde olsa sende geçiririm
Ömrümün nasıp olan son suyunu sende içmek isterim
İstanbul’um en güzel kadından da o kadar güzelsin ki.
Issız bir köşede olsa yine sen varsın
Müminin aklında fikrinde yine sensin
Allah’ım dostların elini açmış duada
Rabbim dostlarınla buluştur Kabe de
Nefse uydurup ta ayırma yolundan
Her şiirimin mısralarında
Her şiirimin hecelerinde
Her şiirimin her bir harfinde
İyi bakarsan sen varsın dost
Halil Çolak 253.2006 Ankara
Bırak göz yaşlarını
Bırak, aksın
ellerin duadan
asla inmesin
göklerden gelen
Su değil,bu hayatındır akıp ta giden
İşittiğin Cin’de inleyen Türkün sesidir
Duyarsız insanlık vahşeti de seyreden
Vahşete başkaldıran halkın isyanıdır...
Sarhoş değildim, içmeden sarhoş ettiler
Ben Vatanımın yollarında izi kaybettim,
Hanlarımızda konaklayalım dedim beyler
Yattığımız o güzel Hanlarımı kaybettim!
Anladım, hangisi gerçek, hangisi yalan




-
Muammer Karacaoğlan
Tüm YorumlarYAZMIŞ OLDUĞUN ŞİİR İÇİN SANA YÜZLERCE BİNLERCE TEŞEKKÜRLER