Değirmen misali bir Dünyada
Dönerken öğütüyor bizim rüya
Her adımının her metresinin
Hem gündüz hem de gecesinin
Bir benzeri yok bu şehrin
Sabahlarla biten gecelerde
Yarını ayakta karşılamak
Ne eğlence değil mi bizlere!
Hafızamda kalası yüzlere bakıyorum
Sözü olmayan kadınlarla
Çatık kaşlı yüzsüz adamlara
Bazıları razılar; her bir şeye
Rüzgar tersten esse de
Hep İleriye yürüyeceğine
Takılıyor geçmişte bir yere
Yeterki dokunmasın kimse!
Bu Çocukların adamlık büyüsüyle
Barış’ın zamanlarındaki neşesi
Nerdeeee?
Çiçekler çok erken açsa yine de
Özlemim geçmiyor eskiye
Hüznüm çöküyor özüme
Yedi tepeli İstanbul şehrimde
Çıkılamayan merdivenlerle
Yokuşla tükenmiş nefeslerle
Kursakta kalmış heveslerle
Yokuşumu tırmanmışım kendimce
Oysa yolun başındaydım herkesle!
Ses etmeden vazgeçmeden
Tanıdık türkü içimde derinden
Mis kokuyor Haliç eski bir yerden
Rüzgar eserken beyaz gelinlerden
Bahar uçuşuyor uzun eteklerinden
Erkekler kasılırken her dönemden
Kızlar geride kalıyor yine resimden
Poz; net siyah beyaz geçmişten.
Pencerelerde delirmiş beyaz tüller
Ardında kalmış tükenmiş hikayeler
Tahtadan, sallanan o viran evlerde..
Dört başı mahsun kaç katlı yapıda
Altlı üstlü odalarda, nasıldı geceler?
Üşüyordur yaşlıdan gence bedenler
O odunu ateşe atmaya üşenip de
Yorganın altında kalmak isteyenler
Sanırım insanlığa en benzeyenlerdi…
Anılarımda her adımımla beraber
Bilmiyorum, niye hatırlıyorum; çok eskilerdi…
Bir çıkmazın içinde inişte bir yerde
Kalan Yarım aklı yitik yaşlı bir nine
Oğlu bellemiş dövüyor sözüyle
Pencereden sövüyor kime niye?
Alınmalıyım alınmıyorum üstüme
Dert topuna dönmüş harap vaziyetiyle
Yuvarlanıp duruyor ; bitmez eziyetiyle
Niyet farklı ilelebet herkeste
Laf geçirmek nasıl bir marifetse
Kime sorsan ondaki hakikat,
Herkesin ağzında: Bereket sözde Hadi Dilesene!
Sanki Dünyamın bir ucundayım yine
Yalan değil yabancıyım bir yerde
Mutlu değil bu insanlar! Niye?
İyi olurdu sahi inansalar! Kime?
Asırlar sinmiş silik kaldırımda
Dizilmiş binlerce kare taşta
Yürüyorum dik yokuşu yükü bağrımda
Sırt sırta koyun koyuna cam cama
İki ucu iki cihana değen iki yapıda
Mart kedileri karşılıyor kapıda
Aylardan çoktan Hazirandı oysa
Akşam çöküyordu yedi tepesine
Uzarken yavaştan gölgemle
Gözlerimin çok üstünde yüzleri gökte
Minare ile çansız kilise bir yerde
Yöneliyor farklı zamanlar aynı yöne
Cansız duvarlar dillenip söylese
Biz ne zaman sırtımızı döndük diğerine
Yedi düvele karşı değiliz günümüzde
Yetmiş iki milletle karışsak yine de
Birbirimizle barışamadık niyeyse
Yarın olmazsa da başka günde.
Sen vazgeçme ne olur yine gülümse Ruhundaki miras hala bıraktığın yerde
Cpt. Yılmaz BEKTAŞ
Şair notu:
Nerdeyim kimim kiminleyim
Ağarmış saçlarım genç değilim
Hafızamda kırık dökük bin resmin
Değişen yüzüne bakıp geçmişin
Eski hikayelerin dili olsun şiirim
Çünkü ben bugün Haliç’teydim…
Kayıt Tarihi : 5.06.2026 18:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Seslendirdiğim şiirimi Spotify ya da Apple Podcast’te dinlemek için linkler: Spotfy ~> https://open.spotify.com/episode/34JgarPH6bjqyVQxOWDSZK?si=WPduNacUTcWbb3pE9JVgiw Apple ~> https://podcasts.apple.com/tr/podcast/%C5%9Fiirle-u%C3%A7mak/id1896866222?l=tr&i=1000770807410




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!