Yürüdüm,
Yetmedi yollar acıma.
Yürüdüm bitti yollar,
Dönmek istemedim tekrar acıya...
Gitsem duvar, dönsem acı,
Kapatıp gözlerimi
(Çocuk öyküsü)
Araba, yokuştan yukarı doğru, ağaçların arasından kıvrıla kıvrıla uzanmış yolda, aheste aheste gidiyordu. Yolun iki tarafında bulunan ağaçların yemyeşil görüntülerini seyrederek yolculuk yapmak insana büyük bir haz veriyordu. Peşpeşe giden otomobillerde yolculuk yapanlar her zaman büyük bir mutluluk içinde bu manzarayı seyrediyorlardı. Ama yokuşun başında öyle bir yer vardı ki, arabalar orada ''zınk'' diye durur, arabanın içindekiler,''Bu da nerden çıktı'' diye söylenirlerdi. Bu söylenmelerinin sebebi, yokuşun hemen başında aniden önlerine çıkan bir ağaçtı. Ağaç çok sevimli, sağlıklı, gürbüz ama yapayalnız bir ağaçtı. Dallarını gökyüzüne uzatmış, dua eder gibiydi. Belki de gerçekten dua ederdi, kim bilir?
Yalnız ağaç,yokuşun başında görünen her arabada birden irkilir, titrer, dallarını daha da yükseklere kaldırarak:''Allahım, ne olur beni görsünler, görsünler de bana çarpmasınlar. Kazaya ben sebep olursam çok üzülürüm. Hem de o zaman beni keserler...Ah, ne olurdu ben de diğer ağaçların yanlarında olabilseydim. Böyle devamlı korkarak, yüreğim hoplayarak yaşamaktan bıktım. Ben insanları çok seviyorum. İstiyorum ki, onların da beni gördükleri zaman yüzlerindeki tebessümleri silinmesin. Kaşları çatılmasın. Ben de onları gülerek selamlıyayım. Peşlerinden el sallayıp iyi yolculuklar dileyeyim. Benim yüreğimin hoplamalarına arkadaşlarım da çok üzülüyorlar. Ama ellerinden bir şey gelmiyor. Tutup beni kenara çekemiyorlar ki...''diye üzülüyordu.
Birgün o beldeye, çok çalışkan, doğayı seven, her şeyi düzenli yapmaya çalışan bir belediye başkanı geldi. Yeni çevresi, onun gelmesiyle pırıl pırıl, gözle görülür bir düzene kavuşuyordu. Çok çalışarak ve sevecenliğiyle, kısa zamanda herkesin sevgisini kazanıverdi.
Belediye başkanı, çok konuşulan bu yolu görmek istedi. Birkaç araba peşpeşe gelip yokuşun başında durdular. Ağaçcığın yüreği ağzına gelmişti. ''Eh artık sonum geldi. Beni keserler artık,''diye gözyaşı dökmeye başladı. Ama belediye başkanı öyle tatlı, öyle sevecen bakıyordu ki, ağaç şaşırdı. Duydukları karşısında da kulaklarına inanamadı. Şöyle diyordu belediye başkanı:''Şu güzelliğe bakın, şu ihtişama bakın. Keşke bu ağaç benim bahçemde olsaydı. Hadi arkadaşlar! Şu yolu biraz aşağıya doğru yapalım. Bu güzel ağacın etrafına da yeni fidanlar dikelim. Yol biraz daha aşağıdan gitsin. Hem kaza olma ihtimali ortadan kalkar, hem de bu yokuşun güzelliği bir kat daha artar. Görüyor musunuz, keselim dedikleri bu ağaç, buranın daha da çok ağaçlandırılmasına, yeşermesine sebep oldu. Bu, benim ağacım artık...''
Duru suda dingin bakış,
Seven kalbe sonsuz yakış
Şelâlede çılgın akış
Yakışmaz mı, yakışmaz mı?
Siyah saça kırmızı gül,
Yaban gülü ne çabuk solmuşsun böyle,
Pırıl pırıl gördüğüm gün daha dündü.
Yaprakların dökülmü solmuş, sdararmış,
Kokular saçıyordun, o daha dündü...
Her gören seni koklamak ister,
Bakıyorum elime,
Baş parmağım cüce bir baba.
Yüzü hep dışarı baksa da,
Bağlı karısına, çocuğuna.
Anne çocuklarına düşkün,
Hep aralarında, ortada.
Düşlesem seninle yorgun bir gecenin sabahını,
İncecik tül tül dökülürken umutlar...
Ellerim, nasıl açılır sevgi yağmurlarına,
O'dur, göklerimden yağan renkli umutlar...
Yalnızlık bölünür bin parçaya,
Sarar gülüşleri güneşin ışıkları gibi,
Usul usul ağarıyor tanyeri,
Kucaklarken güneş Topkapı kubbelerini,
Geliyor gibi Fâtih bütün ihtişamıyla,
Yaklaşıyor yavaş yavaş atının nal sesleri.
Pala bıyıklı mehterân
Söylüyor ceddinin türküsünü...
Ey melekler, gelin, uçun gelin, ne olur,
İpek kanatlarınızla okşayın yârin yüzünü...
Öpün, benim yerime, gidemem ki ben,
Okşayın saçlarını sessizce...
Alın yüzündeki hüznü,
Olamaz itirazım, öyle tatlı ki sözü,
İnanın ki insanın bir şey görmüyor gözü.
Çılgınlıklar yaparsam dayanamayıp bir an,
Tatlı bir meltem gibi buna sebeptir özü.
Sıcacık güneş gibi doğuverdi içime,
Bir yosunum ummanlarda savrulurum dört yana,
Rüzgârın ve dalgaların elinde yalpalarım.
Eğilirim, bükülürüm, çırpınırım sularda,
Koparamaz kimse beni, köküm sağlamdır benim.
Tutunmuşum, inanmışım, bağlanmışım vatana,




-
Hüseyin Erdoğan
-
Halenur Kor
Tüm YorumlarŞiirleriniz sevgi dolu duygulu biz okuyucularınızın gönül tellerini titretiyor gönül bahçelerinde rengarenk bahar açıyor ateşe veriyor gönül ovalarımızı sevgi seli olup basıyor Kuylutyorum
ABDÜLHAK HAMİT’İN ŞİİR TANIMI:
İnsan, bazı kerre, hatırına gelen bir hayali tanıyamaz, o kadar güzeldir.
Zihninde uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir.
Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir.
Bu acz ile bir feryad koparır, yahud pek karanlık bir şey söyler, ...