Vatanını, milletini satanın,
Yolunu mevlam biliyor.
Pişmiş aşa su katanın,
Yolunu mevlam biliyor.
Ömrünce paraya tapanın,
Gezinirken bahçemde ölümün melekleri,
Can bulur bir çiçek komşu evin içinde.
Silinirken gözümde, ömrümün ilk günleri,
Çınlar arka sokak, çocukların sesiyle.
Çakılırken son çivi, tahtdan tabutuma,
Hayat gülünce güzel
Acı kahreder insanı
Ağlamayı bırak
Şimdi gülme zamanı
Sevgi çözer herşeyi
Yıkılırken gözlerimde umudumun anıtı,
Bir tomurcuk doğup güneşe akıyor,
Üşürken içimdeki serseri buz dağları,
Bir titrek mum alevi ateşe çalıyor.
Dönüyorken kesik düşünceler yoldan,
Kapıldım bir sevda rüzgarına,
Kırıldı dalları, koptu desinler,
Ayrıldı bu dünyadan bedenim,
Beşer-i ruhu yoktu desinler.
Gizem katmış yüzünün heryerine,
Karardı bir sabah, daha gün ağarmadan,
Uzandı kara bir el, umutlara, yarınlara,
Kan iştahını kabarttı, masumlara uzandı,
Ekildi nefret yeniden, beyinlere, karınlara.
Kenetlenecektir, koparılmaya çalışılan eller,
İnsan oğlu minnet eder, yazıkki paraya pula,
Atar insani beşerini, ne giz kalır ne zula,
Kavgayı salalım, dostluk alıp muhabbet satalım,
Gönülden gönüle, insandan insana, kuldan kula.
Vuralım tınıları birbirine, muhabbeti yarene sürelim,
Verme dost sözünü ele,
Söz dolanır seni bulur,
Sürme yar gülünü yere,
Gül bulanır ateş olur,
Ağlatma gariban gözü,
Sen gittin ya hani
bitti bir çok şey
sorgusuz sualsizdi
derin yokluğun
bir ateş böceğinin
Gündüz rüyasını iyiye yormalı,
Şer insana hayr sağlamaz,
Laf kemiksizdir önce bir sormalı,
Dil dönmeyince söz bağlamaz,
Aşkı aşk gibi yoğun yaşamalı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!