ne ses yetişir yalnızlığımızın uzağına,
ne gözlerimiz deler geçer perdelenen gizlerimizden
bir ada kurarız yalnızlar okyanusunda
limanı olmayan.
köpek balıklarından çoban köpekleri tutarız,
saf kuzucukların içine sakladığımız masumiyetimize kimse dokunmadan...
Söylenmemiş sözlerin içinden bulup çıkardım,
Eski kitapların kokusu yeni gülüşünde karşıladı
Figüranlar ordusuna katıldığımız doğumlarda buluştuk
Bize ezberden vermişlerdi vaatlerini,
Kırılırken hayatlar geride kalan zamanlara:
Umut;
Yalanlar dolaşır ortalıkta, ölümden bahsederler; sabah olmasa.
Sinekler dedelerinden bilirler: ağızlar açık, zaman kaçar,
Hava dolar: zaman verir, hava dolar,
yaşamak uğruna o kadar alçak mıyım?
yaklaşırız ölüme...
bana inmez ona iner;
o inanılmaz yaşam döngüsüne.
Saçlarının arasında gezinirken parmakları
Çocukluğu gelir yüzüne
Alnına toplanan kakülünü atarken geriye
Evcilik oynayalım bu akşam
Kimse kimseyi kandırmadan
Kapat kapıları gitsin dışarısı
Küçük plastik kamyonete uzanan çocuk eli,
Bir de hırsızlar kralının acımasız kanlı eli,
Bir dip bir yuka, affedilen hoşluk, acıma,
Diğeri alın yazımızın ekmeğinden çalma.
Biri indikçe derine, karanlık dehlizlerde kirli ateşe
doğduğumuzdan sonra açılır gözlerimiz
önce tenimiz, sonra nefesimiz
görecek dünyayı, hissedecek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!