Çocukluğumda sorumluluk yüküm
Mutlulukla geçmedi bir tek günüm
Kısaldı boyum kurudu gülüm
Saz telinde şiir olmuş halim var
Niçin yaşıyorum diye sormayın
Koyunları kuzuları otlatırken
İlk çıkan çiçekleri ben toplardım
Papatya menekşe gül kırklar çiçeği
Bin bir hayaller kurardım destelerken
Hiç birini getirip te veremedim
Avlunuza atardım alırsın diye
Gönülden her yaprağına bir şiir yazdığım
Özlediğim hasret üstüne hasret ektiğim
Çaktırmadan üzmeden tane tane ayrılırım
Ağaçtan yapraklarının ayrıldıgı gibi
Farkettirmeden nasıl
girdiysen gönlüme öyle
Öyle bir eski rüzğar
Ne yaprak kalsın ağaçlarda
Ne de gökyüzünde bulut
Öyle çıkki ay dede
Gündüz gibi
Yıldızlarını çiçek açtı sansınlar
Hevesle geldim köyüme
Muhtaç ebeme dedeme
Emir iş çok şu dillerde
Bu ne biçim tatil be
Koş tarlaya bekle şurda
Hepte en güzel şiirlerimi ben taşa yazmışım
Oysa kaya taş ne anlar sevgiden aşktan duygudan
Yinede bir umudum vardı anlar beni diyordum
Toplamalıyım çok dağıldın her yerime
Sevmeyeceğim seni söz verdim kendime
Sarıp sarmalamışın bütün benligimi
Süpürmeye yüreğimden başlamalıyım
Sonra da hislerimden damarımda kandan
Seni çirkin ;)
Ne zaman dalıp hatırlasam seni
Yağmurdan sonra kokan taprak gibi
Bucu burcu kokarsın içime de
Bir türkünün namelerinde
Maziye dalar giderim
Ben çam agacına bakarken
Mustafa Kemal’i hatırlarım
Gazimize benzetirim
Kökü topraktayken bile
Yapraklar dökülmeden,
solmadan,kurumadan
Bilmeden girivermişim öylesine yüreğine
Sıcacık yumuşacıktı içi sevgi huzur dolu
Yeşile çalan ela göz bizim ora kokuyordu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!