*
Şimdi uzaklardasın, gönül hicrânla doldu - Zeki Müren -
Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım - Rüştü Şardağ -
Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç - Yahyâ Kemâl Beyatlı -
*
Neyi istemediğini bilmeler de
Neyi istediğini bilmelere doğru
Yaklaştırır gıdım gıdım insanı sana
Neyi istemiyorum? Seni
Seni istemiyorum
Merak uyandırmaz bizde 'düpedüz'
Peşin peşin 'güpegündüz'
Bilinmek için kaleme alınmışlar
Kalın sayfalar arasında kalakalmış
Soyunmayı bekleşir yaklaşanlar
o iki.. koskoca başparmağın temas ettiği
dokunuştuğu noktacık arasında
öylesine büyük bir boşluk gördüm ki..
o fotoğrafta..
şimdi uzaktan uzağa bile bakınca..
cesaretin yüreğe en dokunaklı bölgesinde
-korunaklı- duran tek odacığında.. O'da
-odacığında- her şeyden evvel ruhunu soymuş..
-soyunmuş-oymuş- / oyunmuş gibi \ bir tek kadın..
cismen ve ismen yokken dahi beklermiş
"Kargaya yavrusu, Kuzgun (Şahin) görünür" demişler de
Kızgın (Şair) a yavrusu ne görünür dememişler... hımm
Demek ki diyorum, bize göre
Kızgın Kuzgun veya Şahin Şairlik,
-son ucu- perfectionizmin.
Bir an geldi aradım canım..
Aramasam bilemeyeceğim duygularım
Saklı bu nüvede.. 2 dk. 11 saniye..
Sesini duymakla esneyen genişleyen
Bir canım hâlâ peşinde.. takibinde.
…bir yolculuktu… Başlangıçta
Bu kadar anlam-dı Yeter-di
Başlamaktı önemli olan Başlamak
Ş İ M D İ …başka… bir.. yolculuktu artık
Yolcu-lar-la Anlam çoğaldı
A N LA M L A R... büyüdük… Çocuktuk da ama
SYNTHESIZER
Çok sessizlik kavramıma geçiş sürecinden sonra ona dair yeterince bilgim yok. Çok tanıdığım söylenemez yani. Haritanın orta uzaklıktaki bir yerinde yaşadığını bilmemin dışında sadece zihinsel bir yaratma çabasıyla sahiciliğini kurguladığım tasarım bir kişilik ile nereye kadar ilerlenebilirse artık oraya kadar sürebilir bu yolculuğum -muz-; lügatten seçilmiş bir takım kelimeleştirilişlerle bir hayalin canlandırılmaya çalışılması, onu gerçeğe dönüştürmek, gerçeğe dönmesini - gerçekliğine kavuşmasını - beklemek aklı alabildiğince zorlamak ve yormak zevklice bir uğraşı aslında.
O ne de olsa tamamen değil kısmen -yabancı- soyut biri. Bir yabancıyı tanıyabilmenin, tanıyıp tanımlayabilmenin yolu onunla yakın ilişkişkiye girmek, birebir yaşamayı gerektirir. Bu yakınlaşma olamıyorsa bir hata var demektir bu yazılımda.
Gepgeniş pencereleri, teras manzarasına bakan odasında, yatağına yüzükoyun uzanmış; vücudunun bütününü örtmekte olan ipeksi çarşaftan, bir bacağını sıyırıp dizinden kıvırarak, havada, ölçüsü belirsiz bir müziğin, yavaş ritmine tempo tutturmuşcasına, gayri ihtiyari sallamaya başladı.
-ne oluyo burda?
yüzünü buruşturdu ve sessizce bekledi bir süre




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!