"Hayat yaşamaya değer" deniyor hep, sanki başka seçeneğimiz varmış gibi.
"Hayat güzeldir" de diyoruz bazı bazı, sıkça "kıymetini bilmek lazım" filan da diyoruz üstüne, kaymaklısından; iyi de hiçbir şey bilerek gelmiyoruz ki dünyaya; burada doğurulup yaşamaya mahkum bırakıldığımız için "aslında fena da değilmiş hani, bir daha, hatta bir kaç kere değil, devamlı gelelim" deme seçeneğimiz ise hiç olmadığına göre, böylesi düz taban cümleler kurmanın da bir manası yoktur kanımca.
Yaşama delicesine bağlı olmaya, bağlı kılınmaya çabalatan albenili, süslü püslü ya da tumturaklı sözcüklere hiç mi hiç lüzum yok kısaca.
Giderek daralıyor çember. Köşeye sıkıştım çaresiz. Yaşama iç güdüsünden başka bir dürtü değil beni ayakta durmaya zorlayan. Geri dönüp - hayır - kafam basmıyor zekama yenik durumda zekam. Çekip çıkartamıyor çekip çıkarttığını da gömüyor tekrar toprağa. Basit bir çözüm uyduramıyor.
Aletlerimiz makas bıçak balta kama testere hepsi kesip doğramaya biçip parçalayıp ayırmaya yarayanlar. İğne yok iplik yok tığ şiş yok örmek dikmek yok hep sökülüş var hep yırtılış.
Yeni birşeyler öğrenmeliyim hep. Yeni bir şeyler öğrenmeli durmadan yeni bir şeyler öğrenmeliyim. Öğrenmeli öğrenmeli öğrenmeli A-B-C-D-E-F- (Ç) - Büyü - yap - mayı da. Entrika üretmeyi -de- sürükleyiciliği de -
Gepgeniş pencereleri, teras manzarasına bakan odasında, yatağına yüzükoyun uzanmış; vücudunun bütününü örtmekte olan ipeksi çarşaftan, bir bacağını sıyırıp dizinden kıvırarak, havada, ölçüsü belirsiz bir müziğin, yavaş ritmine tempo tutturmuşcasına, gayri ihtiyari sallamaya başladı.
-ne oluyo burda?
yüzünü buruşturdu ve sessizce bekledi bir süre
Merak uyandırmaz bizde 'düpedüz'
Peşin peşin 'güpegündüz'
Bilinmek için kaleme alınmışlar
Kalın sayfalar arasında kalakalmış
Soyunmayı bekleşir yaklaşanlar
Bir tutam zehir
ve zemberek
olduydu alışkanlık.
Nedâmet türküsünü yaktılar da
ümmeti Müslüman’a, Kayısı çekirdeğimsi
güzel bir bebeğim var ruhumda saklı
ay ışığında parlar gözleri, nadir bir
zümrüttür içlenişi, sıkılmayız
birlikteliğimizden, bekleriz bekleriz
bekçi gibi birbirimizi, şamdanlar asılıdır
başucumuzda, korunur her cümlesi
Yorgunluğuna bir demli Ç A Y,
Ç İ Ç E Ğ İ M,
Açıyorum burcunda dalının.
Çek bir yudum salınsın,
kırmızı gülümün yaprağına sarılsın.
Bana mutluluk vereceğini
Kîsmii orman yangınları
Şehrin geniş alanları
Ekilecek biçilecek
Kelle bacak yutulacak
Faresiz, Köy kavalcısı
Mor ipek yoklar ellerimden.
Gidelim buradan bebeğim gel!
– Adieu!
Karardı deniz, fırtına var.
Geçiyor hüznüm azar, azar.
Bu gece bir cümle kurmalıyım…
bütün ömrümü o cümle özetlemeli.
Her başım sıkıştığında,
o cümleye geri dönmeliyim.
O cümle hayatımı kazandırmalı bana;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!